Kuklalar, Kuklacılar ve Kandırılan Halk…
BÖLÜM 1: Yönetiyor Gibi Görünüyorlar Ama Yönetmiyorlar
ÇOK ÖZEL / ANALİZ
Bu ülkede kimin başta olduğu belli gibi gözükür ama aslında kimsenin tam olarak neyi, nasıl yönettiği belli değildir. Kanunlara ve anayasal yetkilere göre yönetici olanların diploması dahi tartışmalıyken, bu makamlara kim, hangi yollarla, kimlerin onayıyla geldi sorusu hala ucu açık bir bilmece gibi duruyor.
Sözde halkın iradesiyle işleyen demokrasi, aslında bir avuç elitin kurduğu oligarşik düzenin gölgesinde nefes almaya çalışıyor. Yargı artık saraya bağlı, meclis sadece göstermelik, kurumlar çökmüş durumda. “Üç Y ile mücadele edeceğiz” diyerek gelenler, şu an yolsuzluğun, yasakların ve yoksulluğun merkezine oturmuş durumda.
Atamalar liyakate göre değil sadakate göre yapılıyor. Tarikatlar, cemaatler, mafya artıkları, medya baronları ve perde arkasındaki derin yapılar bu düzenin ortakları haline gelmiş. Sistem, artık halk için değil, sadece o sistemin efendileri için işliyor.
Peki bu sistemin asıl patronu kim?
Yanıtı çok uzaklarda değil. Amerika Birleşik Devletleri.
Tüm bu siyasal mimari, dışardan gelen talimatlarla dizayn ediliyor. Seçilenler, aslında atananlar. Atananlar ise çoktan bir merkezden onaylı. Bunu söylemek çok kişiyi rahatsız edebilir ama hakikat budur.
O halde sormak gerekmez mi: Madem bu ülkeyi ABD belirliyor, biz neden kendi evladımızı seçiyor gibi yapıp, aslında kendimize yabancı olanları başa getiriyoruz?
Ve asıl can acıtan soru da bu: Bu kadar açık bir düzenekte, biz neden hala kandırılmaya razıyız?
Devam Edecek…
Gerçeğin Peşindeyiz…
Bölüm 2: Taşeronlar Çağı – Abdullah Öcalan’ın Gerçek Misyonu



