USD43,74
%0.03
EURO51,88
%0.04
BIST14.227,29
%-0.78
Petrol67,39
%-1.84
GR. ALTIN6.858,50
%0.01
BTC2.954.538,80
%-1.86
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
  1. Haberler
  2. Gündem
  3. Hind Rajab’ın Sesi: Savaşın Efsunu Sinemada

Hind Rajab’ın Sesi: Savaşın Efsunu Sinemada

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Festivalin kaderini belirleyen ve görev süresi gelecek yıl sona erecek olan Alberto Barbera, bu yazın başında filmlerin seçkilerini duyurduktan sonra heyecanını gizleyememişti. Titrek bir sesle, “Hind Rajab’ın Sesi”nin izleyiciler üzerinde derin bir etki yapacağına dair beklentilerini dile getirmişti.

Bu dikkat çekici öngörünün arkasında, son derece hassas bir savaş gerçeği yatıyor. İnsanlık suçunun izlerini sürerken, yaşananları olduğu gibi bizlere ulaştırmayı başaran film, hem sorumluluk bilinci hem de duyarlı hümanist yaklaşımıyla kendini gösteriyor. İzleyicilere bir duygu sömürüsü yapmadan trajik gerçekleri sunuyor ve güçlü bir etki yaratıyor.

“Dinledim, ağladım ve yazdım” diyerek hislerini ifade eden Tunuslu kadın yönetmen Kaouther Ben Hania, Venedik ve Cannes festivallerinde tanınan bir isim. Genellikle gerçek olaylardan esinlenerek toplumsal kaygılara eğilen eserler üreten Ben Hania, bu sefer çarpıcı içeriği, güncelliği ve yalın kurgusuyla dikkat çekiyor.

KAYITLARDAKİ SES

Sinema eğitimini Paris’te tamamlayan Ben Hania, kayıtlarda dinlediği sesi kullanarak, 24 Ocak 2024’te Gazze Kızılay Acil Servisi görevlileriyle saatlerce konuşan, İsrail askerleri tarafından otomobil içinde vurulan altı akrabasının cesetleri arasında hayatta kalmayı başaran beş buçuk yaşındaki Hind Rajab’ın gerçek kaydını sunuyor. Bu ses, yıllardır süren savaşın yalnızca bir örneği olarak karşımıza çıkıyor ve kurtarılmayı bekleyen küçük kızın yaşadığı dehşeti gözler önüne seriyor.

Kızın mahsur kaldığı otomobile sadece sekiz dakika mesafede bir ambulans bulunmaktadır ancak, güvenli bir rotada ilerleyebilmesi için İsrail ordusunun onayını almak zorundadır. Kızılhaç aracılığıyla yapılan izin talepleri, bir dizi gerilimli müzakereyle sonuçlansa da, ambulans hareket ettiğinde akşam vakti olmaktadır. Yolda, bu sözde güvenli bölgede bile bombalanarak havaya uçurulur ve Hind Rajab, ailesinin yedinci kurbanı olur. Geriye, saatlerce süren kayıtlardaki sesi kalır.

SANSÜR HER YERDE

Ambulans ve otomobildeki cesetlere ulaşılması ise, İsrail ordusunun o bölgeden çekilmesinin ardından beş gün sonra mümkün olur. Hind Rajab’ın cansız bedeninin bulunduğu araçta tam 355 kurşun izi saptanmıştır.

İsrail ordusunun söz konusu olaya dair sosyal medyada ve basında yer alan tepkilerin ardından başlattığı soruşturma hala sonuçlandırılamamıştır.

Kaouther Ben Hania, propaganda ve manipülasyonu içeren yaklaşımların yaygın olduğu bir dönemde, izleyicilere dürüst ve sorumlu bir yaklaşım sunmaktadır. Gerçekleri kanıtlarla destekleyerek aktarırken, birçok ülkede, hatta Avrupa’da bile hâlâ sansürlendiği iddiaları gündemde. Örneğin, bir Bulgar yapımcı, ülkesinin devlet politikasının Amerika ve İsrail yanlısı olduğunu belirtmekte ve Gazze konusunda ses çıkarmanın imkansızlaştığını vurgulamaktadır. Ayrıca bir Alman eleştirmen, yazdığı bir makalenin sansüre uğradığını dile getiriyor. Türkiye’de ise kurumsal durumu daha karmaşık hale getiren birçok etken bulunuyor.

Gerçekten de, Gazze’de yaşananlar çok katmanlı bir tablo sunmakta. 7 Ekim 2023’te Hamas’ın gerçekleştirdiği İsrail saldırısı da büyük bir insanlık suçu olarak kayıtlara geçiyor. Fakat söz konusu konularda doğru bir duruş sergilemek ve hakikate saygı göstermek şart.

Örneğin, 7 Ekim saldırısından sonra, İsrail hükümetinin bir belgesel filmi Fransa’daki milletvekillerine izlettirdiği unutulmamalı; “Hind Rajab’ın Sesi”nin de dinletilmesi gerektiği açıktır.

Film, özellikle İsrail ve ABD’deki parlamentolarda mutlaka gösterilmeli ve farklı bakış açılarını anlamak, insanlık adına hayati bir önem taşıyor.

Bu karmaşık dünya gerçekleri karşısında, Franz Kafka ve Albert Camus gibi düşünürleri anımsamadan edemeyeceğiz.

Gelin, bu iğrenç gerçeklerin arkasında yatan derin anlamsızlığa dalmamak için, cumartesi akşamı verilecek “Altın Aslan” ödülünün François Ozon’un “Yabancı” ile Kaouther Ben Hania’nın “Hind Rajab’ın Sesi” arasında paylaşıldığını düşünelim. Alkışlar, gecenin ilerleyen saatlerinde hiç dinmemiştir. Tüm savaşlarda kaybedilenler, mezarlarından fısıldayarak Venedik Festivali’nin kırmızı halısında yerlerini almaya başlamışlardır.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Hind Rajab’ın Sesi: Savaşın Efsunu Sinemada
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Girdap Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!