Mudanya’da, Kurtuluş Savaşı Destanı’nı konu alan Gürol Sözen’in eserlerinin sergileneceği müzenin açılmaması, tepkilere neden olmaya devam ediyor.
Gürol Sözen, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına yönelik bir “Vefa borcu” olarak nitelendirdiği bu projeye, Mudanya’daki Barış Meydanı’nda, “1919-23 Destan ve Onlar/Gürol Sözen Eserleri Müzesi” adıyla özel olarak restore edilen bir alanda hayat vermek üzere yola çıkmıştı. Ancak, kamuoyunun büyük bir merakla beklediği bu projenin iptal edilmesi tepkilerin artmasına yol açtı.

Gazetemize konuşan yazar Ümit Yaşar Gözüm ve Duygu Kalan Dilekcan, müzenin neden açılmadığına dair kamuoyunun bilgi edinme hakkı bulunduğunu vurguluyor.
‘SAYGISIZLIK’
Gözüm, “Akıl ile yüreğin, küçük hesaplar veya çıkarlar uğruna nasıl rafa kaldırıldığını görmek içimi burktu. Uzun yıllardır oluşturduğu koleksiyonu, Cumhuriyetimizin 100. yılı anısına Mudanya Belediyesi’ne müze kurulması için ücretsiz bağışlamayı ve her türlü bürokratik ve teknik ayrıntıyı karşılıksız üstlenmeyi taahhüt eden bir sanatçının bu şekilde anlaşılmamış olması büyük bir kayıp” ifadesini kullanıyor.
Kendini “Onlar’dan biri” olarak tanımlayan Damla Kalan Dilekcan ise, kültüre, sanata ve ülkeyi ayakta tutan değerlere yapılan saygısızlığı ifade ediyor. Dilekcan, müzenin açılması için düzenlenen ve birçok imzaya ulaşan kampanyada da aktif rol almıştı.
Dilekcan, “Yeni belediye başkanı Deniz Dalgıç, 16 Aralık 2024 tarihinde yaptığı bir röportajda, beklenildiği gibi destanı ve müzeyi sahiplenmişti. Tarihi anıt özelliği taşıyan bu yapıyı Gürol Sözen’in ‘1919-23 Destan ve Onlar Sergisi’nin eserleriyle Cumhuriyet tarihine ışık tutacak bir müze olarak hazırlayacağız’ demişti. Peki, kamuoyunun bu kadar büyük beklentisi olan ‘Destan ve Onlar’ projesi ne oldu da bir anda göz ardı edildi?” şeklinde sordu.
2025’te müzenin açılması beklenirken, sanatçının haberi olmadan, üstelik bazı fikirleri de kullanılarak tarihi konağın bambaşka bir amaçla kullanıldığını basın aracılığıyla öğrendiğini dile getiren Dilekcan, “Gürol Sözen’in kimliğini dışlayarak yarattığı eserleri, ‘kişisel bir müze’ tanımı altında değerlendiren, kamuoyuna yaptığı açıklamaları da görmezden gelen bu tutum, yaşadığımız toplum adına oldukça ürkütücü” sözlerine yer verdi.


