Yeni bir yıl, Eski Yorgunluk…

2026…Yeni bir yıla giriyoruz.
Takvimler değişiyor ama bazı şeyler hep aynı…
Bu ülkede yeni yıl dilekleri hep aynı;
“Ekonomi düzelsin, huzur gelsin, sağlık olsun.”
Ama asıl mesele şu:
Biz gerçekten neyin normal olmasını istiyoruz?
Kadınların öldürülmediği bir ülkeyi dilek olarak dile getiriyoruz mesela..Yanlış..
Bir ülkede kadınların hayatta kalması, yeni yıl dileği hâline gelmişse…
orada sorun suç değil, sessizliktir…..
Ya Çocuklar…
Bir çocuğun sabah okula aç gitmemesi “umut” olmamalıdır.
Bir çocuğun çalışmak zorunda kalmaması “hayal” sayılmamalıdır.
Çocuk, bu ülkede ya çok erken büyüyor
ya da hiç büyüyemeden yok oluyordur.
Ya Ekonomi…
Pazara fileyle değil, hesapla giren anneler…
Bir ay sonrasını değil, bir hafta sonrasını bile planlayamamak…
Ekonomi dediğimiz şey, insanın cebinden önce onuruna dokunuyor malesef….Bu ülkede insanlar gıdayla alakalı
ya açlıktan ölüyor
ya yemek yerken zehirlenip ölüyor.
İnsanların kendi ölmesine bile müsaade etmeyen bir sistem var…
Bu bir utanç !
Ama yine de…
Bu ülke sadece karanlıktan ibaret değil.
Bu ülke, enkazın altından bir başkasını çıkarırken kendi nefesini unutan insanlarla dolu…
Bu ülke, cebinde parası yokken bile bir sokak hayvanına su koyanlarla ayakta duruyor…
Bu ülke, hâlâ utanabilen insanların omuzlarında duruyor…
Yeni yıldan mucize beklemiyorum.
Sadece şunu istiyorum:
Normal olanın tekrar normal sayıldığı bir ülke.
Kadının ölmediği,
çocuğun korkmadığı,
insanın çalıştığıyla geçinebildiği,
adaletin “şansa” bağlanmadığıbir memleket.
Yeni yıl artık bize bir şey getirmesin.
Biz bu ülkeye bir şey getirelim…
Biraz vicdan.
Biraz cesaret.
Biraz da susmamayı.
Çünkü bu ülkenin artık iyi dileğe değil,
iyi insanlara ihtiyacı var…