Gönüllerdeki Hasret: Bir Gazetecinin Sedat Peker’le “Yarım Kalan” Diyaloğu ve Vatanperverlik Algısı…
“Adaletin Değil, Kaderin Cilvesi: Öz vatanında Garip, Öz vatanında Parya!”
ÖZEL HABER
Türk basınının deneyimli isimlerinden, mesleğinde otuz yılı geride bırakmış bir gazeteci Haluk GİRTİ, geçmişte Abdullah Çatlı gibi çok konuşulan figürlerle yolunun kesiştiğini ancak gönlünde bir “ukde” kaldığını ifade ediyor: Sedat Peker ile tanışma ve onunla samimi bir sohbet yapma arzusu. Bu durum, Peker’in kamuoyundaki karmaşık algısını ve özellikle belirli kesimlerdeki “dostane” ve “vatanperver” imajını bir kez daha gündeme taşıyor.
“Bir Mafya Babasından Çok Daha Ötesi…”
Gazeteci GİRTİ, Peker’i “mafya babası” kalıplarının ötesinde bir şahsiyet olarak tanımlıyor. Ona göre Peker, öncelikle bir aile babası ve yardımsever bir kişilik. “Çocuklarına duyduğu şefkat, eşine olan hürmeti onun hayatının en sağlam kalesiydi,” diyerek bu yönünü vurguluyor. Anadolu’nun pek çok yerinde, reklamdan uzak, gönülden yapılan yardımlarıyla anılmasının, onu “halk kahramanı” mertebesine taşıdığını belirtiyor.
Dostane Bir Kare Hayali ve Çatlı Benzetmesi
Deneyimli gazeteci GİRTİ köşesinde de yazdığı gibi, “Keşke onunla yan yana, dostane bir kareye girebilseydim,” sözleriyle Peker’e duyduğu yakınlığı dile getiriyor. Bu ifade, yıllarca haber peşinde koşan bir gazetecinin, eleştirel gözlemciliğinin yanı sıra, insan hikayelerine duyduğu merakı ve bu özel figüre karşı beslediği “vefa” duygusunu ortaya koyuyor. Çatlı ile olan tanışıklığını anımsatarak, Peker’i de o “eski ekol”den, sözüne sadık, kendi kurallarıyla yaşayan bir figür olarak gördüğünün sinyallerini veriyor.
En Büyük Ceza: Vatan Hasreti
Haberin en can alıcı noktalarından biri ise Peker’in güncel durumuna dair yapılan yorum. Gazeteci GİRTİ, “Böyle bir vatanperverin vatanından uzaklaştırılması, ona verilen en büyük cezadır,” ifadesiyle Peker’in yurt dışındaki zorunlu ikametinin ruhunda açtığı yarayı dillendiriyor. “Gurbet, en karanlık zindandan daha boğucudur. Hele ki ruhu vatan sevgisiyle, Turan idealiyle harmanlanmış bir adam için,” sözleriyle, Peker’in “vatan hasreti”nin derinliğini vurguluyor. Bu durum, Peker’in destekçileri arasında ortak bir hissiyatı yansıtıyor ve onun mağduriyetini bu “vatanperverlik” ekseninde konumlandırıyor.
Sessizlik Devam Ederken Bekleyiş Sürüyor
Sedat Peker’in dijital sessizliği devam ederken, onun etrafındaki tartışmalar ve hakkındaki farklı algılar da sürüyor. Ancak deneyimli usta gazetecinin bu “yarım kalan tanışma” arayışı ve Peker’e yüklediği anlamlar, Türkiye’deki karmaşık figürlere yönelik toplumsal bakış açısının sadece hukuki veya siyasi düzlemde kalmadığını, aynı zamanda kişisel bağlar, vefa ve algılanan vatanperverlik gibi insani boyutları da içerdiğini bir kez daha gösteriyor.
Bir gün gelir hasret biter diyerek sözlerini tamamlayan gazeteci GİRTİ, bu ülke gerçek kahramanlarıyla anılan ve vatansever değil vatanperver insanların sonunda ne olursa olsun davasında haklı çıkacağı bir ülkedir. O zaman son söz olarak söylenecek tek şey var hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal.


