Bu işin bir de kimsenin yüzleşmek istemediği tarafı var; Psikoloji.

Sigmund Freud insan zihnini üç katmanda açıklar: id, ego ve süperego.
İd ister. Hemen, şimdi, ne pahasına olursa olsun. Ego denge kurar.Süperego ise vicdanın sesidir.
Ama hayat şunu öğretti: Süperego sustu mu, insan en sağlam sandığı yerden yıkılır.
Hiç yıkılmaz sandığımız yerden yıkılır genellikle hayat. Masanın çürük ayağı değil,
“nasılsa taşır” diye önemsemediğimiz sağlam ayağı kırılır. İlgilenmediğimiz, emek vermediğimiz, her şeye rağmen ayakta kalır sandığımız ilişkiler beklenmedik bir anda çöker.
Freud buna şaşırmazdı. Çünkü bastırılan şeyler yok olmaz; zamanı gelince daha sert döner.
Nasreddin Hoca’nın hikâyesi de tam buraya oturur. Adam bindiği dalı keserken kimse uyarmıyor. Sorunca da cevap net:
“Ya tutarsak?”
İnsan bu noktada enseye “enayi” dövmesi yaptırmayı düşünüyor.
Çünkü dedikoduyla insan tanıdığını zannedenlerden, verdiği sözü tutamayandan, tutamayacağı sözü verenden, kendi her an satabileceğini bildiği için herkesin de kendisini satacağını sananlardan insanın içi yoruluyor.
Freud buna yansıtma der. Kendi karanlığını başkasında aramak. Kendi ihanetiyle yüzleşemeyip herkesi hain ilan etmek.
Kendi gururu için başkasının gururunu ayaklar altına alandan, gözünün içine baka baka “yalancı” deyip sonra tükürdüğünü yalayandan, çevresinde sevilmeyip
makamı için yalananlardan gına geldi.
İşin kötüsü şu: Toplumda artık çirkeflik ve dedikodu “özgüven” sanılıyor. Oysa bu cesaret değil, Freud’un deyimiyle bastırılmış korkuların dışavurumu. Halk diliyle söyleyelim: mabad korkusu.
İnsanlar iyiliği saflık, dürüstlüğü aptallık,
susmayı eziklik sanmaya başladı.
Oysa susmak bazen bilinçtir. Ve herkesin her kalbi taşıma gücü yoktur.
O yüzden son söz değişmiyor: Siz siz olun,
yükünü kaldıramayacağınız kalbe
ve elinden tutamayacağınız bir canlıya
sahip olmaya çalışmayın.
Çünkü insanı en çok yaralayan şey
düşman değildir. Yanlış tanıdığı “yakınıdır”.Dip notumuza gelelim; Siz siz olun, sizi seven insanı üzmeyin. Ahını almayın. Başınıza sarmayın. Hatta direnirken de gülümsemeyi bırakmayın. Rabbim ben ve alayınızın hayatında ki tüm eksiklikleri tez zamanda doldursun. Saygı ve hürmetle büyük küçük demeden alayınızın ellerinden öperim…
“Okuyucular üzülmesin, çünkü; Bozkurtlar dirilecektir.”
Evet unutmadan; Cesaret Bulaşıcıdır…
10 kuruşluk pul ve imza…
