USD43,50
%0.04
EURO51,48
%0.09
BIST13.875,32
%0
Petrol68,17
%0.29
GR. ALTIN7.048,40
%2.01
BTC3.325.877,58
%0.89
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Mehmet Saatçi
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Bu işin bir de kimsenin yüzleşmek istemediği tarafı var; Psikoloji.

Bu işin bir de kimsenin yüzleşmek istemediği tarafı var; Psikoloji.

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bu işin bir de kimsenin yüzleşmek istemediği tarafı var; Psikoloji.

Sigmund Freud insan zihnini üç katmanda açıklar: id, ego ve süperego.

İd ister. Hemen, şimdi, ne pahasına olursa olsun. Ego denge kurar.Süperego ise vicdanın sesidir.

Ama hayat şunu öğretti: Süperego sustu mu, insan en sağlam sandığı yerden yıkılır.

Hiç yıkılmaz sandığımız yerden yıkılır genellikle hayat. Masanın çürük ayağı değil,
“nasılsa taşır” diye önemsemediğimiz sağlam ayağı kırılır. İlgilenmediğimiz, emek vermediğimiz, her şeye rağmen ayakta kalır sandığımız ilişkiler beklenmedik bir anda çöker.

Freud buna şaşırmazdı. Çünkü bastırılan şeyler yok olmaz; zamanı gelince daha sert döner.

Nasreddin Hoca’nın hikâyesi de tam buraya oturur. Adam bindiği dalı keserken kimse uyarmıyor. Sorunca da cevap net:
“Ya tutarsak?”

İnsan bu noktada enseye “enayi” dövmesi yaptırmayı düşünüyor.

Çünkü dedikoduyla insan tanıdığını zannedenlerden, verdiği sözü tutamayandan, tutamayacağı sözü verenden, kendi her an satabileceğini bildiği için herkesin de kendisini satacağını sananlardan insanın içi yoruluyor.

Freud buna yansıtma der. Kendi karanlığını başkasında aramak. Kendi ihanetiyle yüzleşemeyip herkesi hain ilan etmek.

Kendi gururu için başkasının gururunu ayaklar altına alandan, gözünün içine baka baka “yalancı” deyip sonra tükürdüğünü yalayandan, çevresinde sevilmeyip
makamı için yalananlardan gına geldi.

İşin kötüsü şu: Toplumda artık çirkeflik ve dedikodu “özgüven” sanılıyor. Oysa bu cesaret değil, Freud’un deyimiyle bastırılmış korkuların dışavurumu. Halk diliyle söyleyelim: mabad korkusu.

İnsanlar iyiliği saflık, dürüstlüğü aptallık,
susmayı eziklik sanmaya başladı.
Oysa susmak bazen bilinçtir. Ve herkesin her kalbi taşıma gücü yoktur.

O yüzden son söz değişmiyor: Siz siz olun,
yükünü kaldıramayacağınız kalbe
ve elinden tutamayacağınız bir canlıya
sahip olmaya çalışmayın.

Çünkü insanı en çok yaralayan şey
düşman değildir. Yanlış tanıdığı “yakınıdır”.Dip notumuza gelelim; Siz siz olun, sizi seven insanı üzmeyin. Ahını almayın. Başınıza sarmayın. Hatta direnirken de gülümsemeyi bırakmayın. Rabbim ben ve alayınızın hayatında ki tüm eksiklikleri tez zamanda doldursun. Saygı ve hürmetle büyük küçük demeden alayınızın ellerinden öperim…

“Okuyucular üzülmesin, çünkü; Bozkurtlar dirilecektir.”

Evet unutmadan; Cesaret Bulaşıcıdır…

10 kuruşluk pul ve imza…

Mehmet SAATÇİ

Bu işin bir de kimsenin yüzleşmek istemediği tarafı var; Psikoloji.
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Girdap Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!