150 MİLYONUN HESABINI KİM VERECEK? SÖZ ŞİMDİ YARGIDA!

Gazetecilik sadece bir meslek değildir; aynı zamanda bir şehrin hafızası, o şehrin tüyü bitmemiş yetiminin hakkını savunma mevziisidir. Bugün, Çerkezköy’ün sokaklarında konuşulan, kulaktan kulağa yayılan ama bir türlü “resmiyet” kazanamayan o devasa iddiayı, 150 Milyon TL’lik yolsuzluk dosyasını adliyenin tozlu raflarından çıkarıp yargının önüne koyduk.
Peki, neydi bu 150 milyon?
Kimine göre sadece bir rakam, kimine göre ise Çerkezköy’ün çalınan geleceği… İhalelerin “pazarlık” adı altında belirli adreslere teslim edilmesi, imar planlarındaki “sihirli dokunuşlarla” sağlanan haksız kazançlar ve halkın bütçesinin savrulması… Sayıştay raporlarına yansıyan teknik bulgular aslında bize bir şey söylüyordu: “Burada bir şeyler yanlış gidiyor!”

Biz bu konuyu CİMER’e taşıdığımızda gelen yanıt aslında çok manidardı. Devletin ilgili kurumları bize adresi gösterdi: “Elinizde belge varsa, iddialarınız güçlüyse savcılığa gidin.” İşte bugün o adresteyiz. Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunduğumuz dilekçe, sadece bir şikayet metni değil; Çerkezköy halkının merak ettiği soruların resmi bir özetidir.
Sormaya devam edeceğiz:
-
Kamu ihaleleri neden kapalı kapılar ardında, “pazarlık” usulüyle yapıldı?
-
İmar artışlarında kamu yararı mı gözetildi, yoksa kişisel ikballer mi?
-
Ve en önemlisi; eğer bu iddialar asılsızsa, neden aylardır şeffaf bir açıklama gelmedi?
Bu şehir sahipsiz değil. Biz gazeteciler olarak üzerimize düşen “ihbar” görevini yaptık. Şimdi söz sırası tarafsız yargıda. Kimse “ben yaptım oldu” diyemeyecek, kimse kamu kaynağını kendi şahsi kasası gibi göremeyecek.
Halkın parasıyla yapılan her asfaltın, dikilen her direğin, bozulan her yolun hesabını sormak boynumuzun borcudur. 150 milyon liralık bu karanlık tablonun aydınlanması için sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız.
Çünkü biz sustuğumuzda, sadece kalemimiz değil, bu şehrin vicdanı da susar.
Biz susmayacağız!
Haluk GİRTİ
TIKLA DİNLE
