Jeffrey Epstein: Bir Adam mı, Bir Sistem mi?

Jeffrey Epstein ismi artık sadece bir şahsı değil, küresel bir utancı temsil ediyor. Çünkü bu dosya, tek başına bir “sapık milyarder” hikayesi değil.Siyasetin, sermayenin, istihbaratın ve medyanın nasıl aynı karanlıkta buluşabildiğinin canlı kanıtıdır.
Epstein öldü. En azından resmi kayıtlara göre…
Ama dosya ölmedi.
Sadece öldürülmek istendi.
Bir insanın, en korunaklı hapishanelerden birinde, kameraların “bozuk”, gardiyanların “uyukladığı” bir gecede hayatını kaybetmesi; tesadüf değil, plan kokan cinayetlerdir.Eğer Epstein konuşsaydı, isimler düşerdi. Koltuklar sallanırdı. İmparatorluklar çatırdardı.
Bu dosyada çocuklar vardı !
Bu dosyada adalar vardı.
Bu dosyada özel jetler, gizli davetler, “dokunulmaz” isimler vardı.
Ama dikkat edin:
Ortada tam bir müşteri listesi yok.
Ortada tam bir hesaplaşma yok.
Ortada sadece yarım kalan bir adalet var…
Epstein’in sağ kolu olarak bilinen Ghislaine Maxwell mahkum edildi. Peki ya diğerleri?
Neden sadece “taşıyıcılar” cezalandırıldı da, taşınanlar hep görünmez kaldı?
Çünkü bu mesele ahlak değil, güç meselesi.
Çünkü bazı suçlar, fakir işlendiğinde “suç”, zengin işlendiğinde “skandal”, çok zengin işlendiğinde ise “gizli dosya” olur.
Amerika’da, Avrupa’da, hatta dünyada bize sürekli “hukukun üstünlüğü” dersi verenler, Epstein dosyasında hukuku bodruma kilitledi.
Adalet, bu dosyada ya susturuldu ya da herzamanki gibi satın alındı.
Unutmamızı istiyorlar
Amaa bazı dosyalar unutulmaz.
Çünkü unutulan dosyalar yeniden yaşanır.
Epstein dosyası kapanmadı.
Sadece üzeri örtüldü.
Bir gün o örtü kalkarsa, altından sadece bir adam değil, bir çağın çürümüşlüğü çıkacak.
Kıyamet alametleri bunlar…
