
Bir Masadan Kalkmak mı, Bir Onurdan Vazgeçmemek mi?
Türk siyasetinde bir masa
etrafında toplanmak kadar, o masadan kalkmanın da bedeli vardır. Hele ki o masadan kalkan isim Meral Akşener ise, bedel yalnızca siyasi değil; vicdani, ahlaki ve tarihsel olarak da ödetilir.
Altılı masa sürecinde yaşananlar bugün hâlâ tek bir başlıkla anlatılmaya çalışılıyor: “Meral Akşener masayı bozdu.”
Oysa gerçek, bu kadar basit değil. Hatta hiç değil.
O masanın detaylarını bilenler şunu da bilir: Verilen sözlerin tutulmadığı, güvenilen isimlerin başka hesaplar yaptığı, siyasetin alışılagelmiş “kazan-kazan” değil “idare eder” mantığıyla yürütüldüğü bir süreç yaşandı. Akşener’in itirazı da tam burada başladı. Bu bir kapris değil, bir itirazdı. Bir uyarıydı.
Evet, masadan kalktı.
Ama tek başına kalmayı seçtiği için değil; yanlış gidişata sessiz kalmamak için.
Sonra ne oldu?
Halkın tepkisini, siyasetin sorumluluğunu ve sürecin kırılganlığını gördü. “Ben bireysel hareket etmiyorum” dedi ve masaya geri döndü. Masayı bozan taraf olmamak için, ülkenin geleceği adına geri adım attı. Bugün bu geri dönüşü eleştirenler var. “İyi yaptı” diyenler de var, “yanlış yaptı” diyenler de.
Ama asıl soru şu:
Bu ülkede kaç siyasetçi, haklı olduğunu düşündüğü bir noktada bile koltuğu değil memleketi öncelemiştir?
İYİ Parti, bir liderin gölgesinde değil; bir kadının tek başına verdiği mücadeleyle kuruldu. Sıfırdan. Tehditlere, alaylara, siyasi ambargolara rağmen. Ve hatırı sayılır bir toplumsal karşılık buldu. Bugün diğer partilere baktığımızda, koltuğu uğruna partisinin önünü tıkayan, yıllardır yerinden kıpırdamayan isimleri görüyoruz. Koltuğu sevenleri. Menfaati önceleyenleri.
Meral Akşener ise, kendi tırnaklarıyla kazıyıp kurduğu bir partiden, “ceketini alıp” çıkabildi.
Bu herkesin harcı değildir.
Bu, siyasi değil, insani bir eşiği geçebilmektir.
Hata yaptı mı?
Belki. İnsan sonuçta.
Ama hata yapmak başka, onursuzluk başka bir şeydir.
Bugün bu kadar sert tepki, bu kadar hoyrat yargı dağıtımı haksızdır. Çünkü bu ülkede hatasız siyasetçi yoktur ama onurlu duruş çok azdır. Meral Akşener’i eleştirebilirsiniz. Katılmayabilirsiniz. Ama bir gerçeği inkar edemezsiniz:
Koltuk için eğilmedi.
Gerektiğinde masadan kalktı, gerektiğinde geri döndü.
Ve en zor olanı yaptı: Kendi kurduğu yerden, kendi iradesiyle çıktı.
Bazen mesele masayı devirmek değildir.
Bazen mesele, masaya mahkum olmadığını gösterebilmektir.
