USD43,73
%0.19
EURO51,93
%-0.02
BIST14.180,69
%0
Petrol67,63
%0.16
GR. ALTIN7.075,98
%2.56
BTC3.039.643,41
%1.17
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Mehmet Saatçi
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Epstein’e Bağırıp Aynaya Susanlar!!!

Epstein’e Bağırıp Aynaya Susanlar!!!

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Epstein’e Bağırıp Aynaya Susanlar!!!

Dünya bir dönem tek bir isme kilitlendi: Jeffrey Epstein

Adalar… uçaklar… kirli dosyalar…
Herkes ahlak nöbetindeydi.
Herkes öfkeliydi. Herkes çocukları savunuyordu.

Uzakta bir canavara bağırmak kolaydır.
Yakındaki karanlığa bakmak zor.

Kendi ülkesinde siyaset gölgesinde üstü örtülen çocuk istismarlarında sessiz kalanların, Epstein için klavye kırması bana hep güvenli öfke gibi geldi.

Demek ki mesele çocuklar değilmiş.
Mesele tarafmış. Ve biz… Çocukları sevmeye bile korkar hale geldik.
Sarılmaya çekiniyoruz. Yanlış anlaşılırım diyoruz. Sapıklığın travmasını, masumiyet ödüyor.

Sonra 14 Şubat geliyor. Sahte mutlu resimler, gerçek asıcı büyük mutsuzluklar. Kalpler, hediyeler, story’ler…

Ve Evet Kadın iğrenç hayatına geri döndü.
Adamın da zaten aşkla olan ilk ve son kumarıydı.

Aşk gösteri oldu. Vicdan vitrine çıkmadı.

Ben mi?

Ben yalnız yaşamaya hayranım. Yalnızlık kimseyi kirletmez. Yalnızlık rol yapmaz.
Yalnızlık taraf tutmaz.

Literatürsel cümleyi kullanalım; yine bir yerlerden düğmeye basıldı, sistematik olarak polis saldırıları arttı. Eskiden polis değerliydi. Sonra ölünce değerli oldu.
Şimdi ne ölüsü ne dirisi değerli.

Gözümüz aydın.

Polis dövülerek öldürülüyor. Polis intihar ediyor. Aracı kundaklanıyor. Eşinin yanında saldırıya uğruyor. Görevde darp ediliyor. İçerde ki cemaatsel ayrımlar yüzünden birbirleri ile çarpışıyorlar.
Silahı alınmaya çalışılıyor. Görev başında şehit ediliyor.

Müdahale etse suçlu.
Etmese hedef.

Saatlerce çalışıyor, dinlenemiyor.
Bir hata yapsa linç ediliyor.
Doğru yaptığında kimse konuşmuyor.

Aslında hedef polis değil.
Hedef otorite. Polis sadece art niyetlilerin kullandığı araç haline geliyor.

Ama şunu unutuyoruz:
O üniformanın içinde de bir insan var.
Bir baba. Bir eş. Bir evlat.

Biliyor muydunuz;

Pötibör bisküvisinin dört köşesindeki yuvarlak çıkıntılar dört mevsimi,
çevresini saran 52 diş yılın 52 haftasını,
üzerindeki 24 delik günün 24 saatini temsil eder.

Yani her mevsim, her hafta, her saat yenilebilir mesajı verir.

Basit bir bisküvinin bile bir hikâyesi var.

Hayatınızın hikâyesinin olması önemlidir.
Daha da önemlisi… o hikâyenin bilinmesi.

Peki ya sizin hikâyeniz ne?

Epstein’e bağırıp yakındaki karanlığa susmak mı? Sevgiyi story’de yaşayıp, masumiyeti yalnız bırakmak mı?
Otoriteyi yıkarken aslında düzeni çürütmek mi?

Yoksa…

Pötibör kadar bile anlam taşımadan yaşamak mı?

Dip notumuza gelelim; Siz siz olun, sizi seven insanı üzmeyin. Ahını almayın. Başınıza sarmayın. Hatta direnirken de gülümsemeyi bırakmayın. Rabbim ben ve alayınızın hayatında ki tüm eksiklikleri tez zamanda doldursun. Saygı ve hürmetle büyük küçük demeden alayınızın ellerinden öperim…

“Okuyucular üzülmesin, çünkü; Bozkurtlar dirilecektir.”

Evet unutmadan; Cesaret Bulaşıcıdır…

10 kuruşluk pul ve imza…

Mehmet SAATÇİ

Epstein’e Bağırıp Aynaya Susanlar!!!
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Girdap Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!