EKRANDA Kİ TÜRK ARKASINDA Kİ KİMİN BAYRAĞI, BU KİMİN TEMSİLCİSİ?
Televizyonu açıyoruz, karşımızda bir Türk haber kanalı: CNN TÜRK. Muhabir bağlanıyor, ismi Yunus Paksoy. Görevi “ABD Temsilcisi”. Ancak ekrana bir bakıyorsunuz, arkada devasa bir Amerika Birleşik Devletleri bayrağı!

Sormak Lazım: Siz Kimin Sesisiniz? Bir gazeteci görev yaptığı yerin atmosferini yansıtabilir, buna itirazımız yok. Ancak canlı yayın boyunca o yıldızlı bayrağı adeta bir fon, bir gurur tablosu gibi arkasına alıp konuşmak, Türk izleyicisinin milli damarına dokunuyor. Gazetecilik, sadece haber vermek değil, aynı zamanda bir duruş sergilemektir. Bizim muhabirimiz orada Türkiye’nin gözü, kulağı ve sesi olmak için var; Amerikan bayrağının gölgesinde “Amerikan ağzıyla” konuşmak için değil!
Milli Hassasiyetler Şaka Değildir! Dünyanın bin bir türlü kaosla çalkalandığı, fillerin tepişip gariplerin ezildiği bu dönemde, sembollerin önemi büyüktür. Bir Türk vatandaşı olarak ekranı açtığında kendi kanalında yabancı bir devletin bayrağını bu kadar baskın görmek, insanı “Biz kimin haberini, kimin penceresinden izliyoruz?” sorusuna itiyor.
İkaz Şart, Duruş Şart! Buradan yetkililere ve ilgili kanal yönetimine sesleniyoruz: Bu bir görsel tercih değil, bir temsil sorunudur. Gazeteci tarafsız olabilir ama milli kimliğinden ve temsil ettiği kurumun ağırlığından ödün veremez. O bayrağın orada o şekilde durması, izleyicide “temsilciden ziyade bir hayranlık” imajı uyandırıyor.
Birileri artık bu arkadaşı uyarmalı; orası bir Amerikan devlet dairesi değil, Türk halkına haber servis edilen bir mecra. Türk izleyicisi, kendi ekranında yabancı bayrak gölgesi değil, dik bir duruş ve milli bir bakış açısı görmek istiyor.
İnsanlar zaten dinden imandan, değerlerinden uzaklaşma noktasındayken, bari basınımız şu milli değerlerimize ve sembollerimize sahip çıksın. Yoksa bu gidişatın sonu, sadece haberciliğin değil, kimliğimizin de yozlaşmasıdır.



