USD43,93
%0.11
EURO51,95
%0.08
BIST13.717,81
%-1.16
Petrol72,87
%2.87
GR. ALTIN7.435,91
%1.41
BTC2.930.174,78
%-0.4
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Mehmet Saatçi
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Yürü bre Bolu Beyi, bu cenk amansız olacak…

Yürü bre Bolu Beyi, bu cenk amansız olacak…

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yürü bre Bolu Beyi, bu cenk amansız olacak…

Ortadoğu yine bildiğimiz gibi;
ama bu defa sahnedeki figüranlar değişse de senaryo aynı.

Bir tarafta İsrail, diğer tarafta İran.
Sahne ışığını tutan ise her zamanki gibi Amerika!

Bu savaş sadece füze savaşı değil.
Bu, vekâletler savaşı.
Bu, zihin savaşı.
Bu, algı savaşı.

Carl Schmitt’in dediği gibi siyaset, dost-düşman ayrımının sanatıdır.
Ortadoğu’da ise dost dün düşman, düşman yarın müttefik olur. Çünkü burada “ahlak” değil, “çıkar” belirler ilişkileri.

Nihal Atsız Atam ne güzel ifade etmişti;
“Milli ülküden yoksunluk” hastalık üretir.

Bugün bakıyoruz; kimlikler ideolojinin esiri, ideolojiler küresel ajandaların aparatı.
İsrail güvenlik paranoyasıyla genişlerken, İran devrim romantizmiyle çevresini kuşatmaya çalışıyor.
ABD ise “denge” diyerek ateşin derecesini kontrol ediyor.

Freud der ki; bastırılan her şey geri döner.
Ortadoğu’nun bastırılan öfkesi de her 10–15 yılda bir patlar.

Jung ise kolektif bilinçdışından söz eder.
Bu coğrafyanın kolektif bilinçdışında; Kerbela var, Haçlı var, Sevr var, darbeler var, 28 Şubat var.
Travmalar nesiller arası aktarılır.
Ve travmatik toplumlar, mantıkla değil, refleksle hareket eder.

Coğrafya gerçekten kader mi?
Yoksa kader diye kabullendiğimiz şey, jeopolitiğin bize zorla ezberlettiği çaresizlik mi?

Nemrut hikâyesine güleriz ama aslında kolektif aklımızın özeti orada. Urfa’da hac sırası gelmeyen ihtiyarın dediği gibiydi belki de “Ha o kafir, İbrahim’le iyi geçinseydi Kabe’yi Urfa’ya inşa edecekti…”

Sorumluluğu hep başkasına yükleme kültürü…
Bu da bir savunma mekanizmasıdır: Freud buna yansıtma (projection) der.
Kendi hatanı, başkasının sırtına koyarsın; yük hafifler ama sorun çözülmez.

Artık tesettürle uğraşmıyorlar farkında mısınız?
Çünkü kültürel hegemonya sessiz çalışır.
Antonio Gramsci’nin dediği gibi; hegemonya bazen zorla değil, rızayla kurulur.

Tesettür kavga edilerek değil, modayla dönüştürüldü.
Başörtüsü siyaseti kazandı belki ama ruhunu kaybetti.
Farzın yerini tarz aldı.
Kimlik, sembolde kaldı; içeriği boşaldı.

28 Şubat tankla gelmişti,
Yeni dönem algoritmayla geliyor.

İsrail-İran gerilimi sadece füze hesabı değil;
aynı zamanda bölgenin zihinsel kodlarını yeniden yazma operasyonudur.
ABD savaşı bitirmek istemez; yönetmek ister.
Çünkü kontrollü kaos, küresel sistemin sigortasıdır.

Biz ise hâlâ Nemrut’a kızıyoruz.

Yürü bre Bolu Beyi…
Bu cenk amansız olacak.
Ama bu defa savaş, cephede değil;
zihinde kazanılacak.

Dip notumuza gelelim; Siz siz olun, sizi seven insanı üzmeyin. Ahını almayın. Başınıza sarmayın. Hatta direnirken de gülümsemeyi bırakmayın. Rabbim ben ve alayınızın hayatında ki tüm eksiklikleri tez zamanda doldursun. Saygı ve hürmetle büyük küçük demeden alayınızın ellerinden öperim…

“Okuyucular üzülmesin, çünkü; Bozkurtlar dirilecektir.”

Evet unutmadan; Cesaret Bulaşıcıdır…

10 kuruşluk pul ve imza…

Mehmet SAATÇİ

Yürü bre Bolu Beyi, bu cenk amansız olacak…
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Girdap Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!