Ekran Başında Patlamış Mısırla Savaş Filimi İzler Gibi Dehşeti İzlemek!

Eskiden savaş denilince insanın yüreği ağzına gelirdi. Radyolardan gelen bir haberle mahalle ayağa kalkar, dualar edilirdi. Ya şimdi? Şimdi dünya, elinde kumanda, karşısında dev ekran TV’si; Gazze’den Ukrayna’ya, Pakistan’dan Afganistan’a, İsrail ve ABD’nin İran savaşına kadar Lübnan’dan tayfun gibi esen iç savaşları kısacası her şeyi canlı olarak bir “savaş filmi” tadında izliyor.
Vur patlasın, çal oynasın; ama ekranda bir çocuk ölürken kanal değiştirmesin!
Bakıyorum etrafa; herkes birer strateji uzmanı, herkes birer general kesilmiş. Sosyal medyada “Şu füze şurayı yıkar mı?”, “Bu tank o mevziiyi geçer mi?” muhabbetleri dönüyor. Sanırsın ki Playstation başında oyun oynuyoruz! O füzeler düştüğü yeri sadece yakmıyor, bir nesli haritadan siliyor. Biz ise akşam yemeğimizi yerken, HD kalitesinde canlı yayınlanan katliamları “izlenebilirlik” oranına göre değerlendiriyoruz.
Vicdanlar Pas Tutmuş!
Asıl tehlike cephede değil, bizim oturma odalarımızda başladı. İnsanlık, başkasının acısına “bağışıklık” kazandı. Bir bombanın parçaladığı hayatlar, bizim için sadece birer alt yazı, birer “son dakika” bandı haline geldi.
-
Ölen çocuk mu? “Yazık” diyoruz, bir sonraki videoya geçiyoruz.
-
Yıkılan şehirler mi? “Mimari kayıp” muamelesi yapıyoruz.
-
Gözyaşı mı? Onu zaten dram filmlerinden alışığız, etkilemiyor bile.
Bu duyarsızlık, bu nemelazımcılık bizi uçuruma sürüklüyor. Dünya bir tiyatro sahnesi değil, biz de seyirci değiliz! Komşunun evi yanarken “Işığı ne güzel görünüyor” diye balkon sefası yapılmaz.
“Bize Ne?” Diyenlere Bir Çift Söz
“Aman canım, bize uzak, biz işimize bakalım” diyenler yanılıyor. Savaşın coğrafyası olmaz, sadece sırası olur. Bugün ekrandan “aksiyon filmi” gibi izlediğin o toz bulutu, yarın senin pencerenden içeri girerse ne yapacaksın? O zaman kimden, hangi “izleyiciden” merhamet bekleyeceksin?
Artık silkelenme vakti geldi de geçiyor. Bu bir film değil, bu bir oyun değil. Bu, insanlığın topyekûn iflasıdır. Ekranı kapatıp vicdanın sesini açmadığımız sürece, hepimiz o kanlı sahnelerin görünmez birer figüranı olmaya mahkûmuz.
Demem o ki; Başkasının acısından reyting devşirenler, başkasının kanından strateji üreten bir dünya, kendi kıyametini kendi elleriyle hazırlıyor demektir.
Vesselam…
