Gerçek Savaş Muhabiri Cepheden Bildirir, Otel Çatısından Değil
Dünya savaş muhabirliğiyle tanıdığı isimlerden ders alıyor: Savaş Ay, Coşkun Aral, Ramazan Öztürk…
ÖZEL HABER
Cephe hattından canlı yayın yapan muhabirler artık tarihe mi karışıyor? Türkiye’de ve dünyada sözde savaş muhabirliği giderek otel balkonlarından yapılan yorumlara dönüşüyor. Ancak gerçek gazetecilik hâlâ cephede ölüme meydan okuyarak yapılabiliyor.
Bir zamanlar merhum Savaş Ay, Coşkun Aral ve Ramazan Öztürk, savaş bölgelerine adeta gövde gösterisi yapar gibi girerdi. Kurşunların, patlamaların ve mayınların arasında görüntü alır, insan dramını tüm çıplaklığıyla ekrana taşırdı.
Bugün ise televizyonları açtığınızda, otel balkonlarından uzaktan yapılan yorumlarla savaş anlatılıyor. “Büyük bir patlama daha oldu” deniyor, kamera uzak bir noktada sallanıyor, halk ekran başında oyalıyor.
Oysa gerçek savaş muhabirliği şudur:
-
Siperlerin ve yıkılmış şehirlerin ortasına girer, risk alırsınız.
-
Kameranızı ve fotoğraf makinenizi bırakmaz, haberi an ve an aktarır, gerçekleri gizlemezsiniz.
-
Çatışma alanında, bazen askerlerle birlikte yürürsünüz; bazen ise hayatınız tehlikeye girer.
Ramazan Öztürk, Bosna ve Balkan savaşlarında sahadan kareler getirerek dünyaya adını duyurdu. Coşkun Aral, Lübnan ve Afganistan çatışmalarında risk alarak foto muhabirliği yaptı. Merhum Savaş Ay, her zaman halkın gözünden gerçekleri aktardı.
Bugün hâlâ bana görev verilse, o bombaların patladığı yerlerden görüntü alır, gerçeği ölümüne aktarırdım. Bu, gazeteciliğin özüdür.
Ve şunu herkes bilmeli: Gazetecilik otel çatılarından yapılmaz, cephede yapılır.



