Petrolün Kokusunu Alan Savaş Makineleri…

Ortadoğu’da yine barut kokusu var.
Yıllardır aynı senaryo, aynı oyuncular, aynı yalanlar…
Ve ne gariptir ki her seferinde sahneye konulan bu oyun dünyaya “özgürlük”, “demokrasi” ve “insan hakları” ambalajıyla servis ediliyor.
Gerçek ise çok daha çıplak:
Petrol.
Evet, dünyanın en kirli savaşlarının arkasında çoğu zaman tek bir kelime duruyor: Enerji.
Hatırlayın…
Irak işgal edildiğinde dünya kamuoyuna ne söylendi?
“Kitle imha silahları var.”
Yalan çıktı.
Ama Irak paramparça edildi.
Bir ülke haritadan silinmedi belki ama devlet yapısı dağıtıldı, milyonlarca insan hayatını kaybetti, şehirler harabeye döndü.
Sonra aynı senaryo farklı coğrafyalarda tekrarlandı.
Her seferinde yeni bir bahane bulundu.
Bir yerde “nükleer program” dediler.
Bir yerde “rejim değişmeli” dediler.
Bir yerde “insan hakları ihlalleri var” dediler.
Ama haritaya bakınca görülen şey hep aynıydı:
Enerji kaynakları ve stratejik bölgeler.
Şimdi aynı baskı İran üzerinde kuruluyor.
İran, yıllardır ekonomik yaptırımlarla boğulmaya çalışılıyor.
Diplomasi masaları kuruluyor, sonra devriliyor.
Tehditler yükseliyor, askeri planlar konuşuluyor.
Ortadoğu bir kez daha büyük bir fırtınanın eşiğine sürükleniyor.
Ve yine en büyük bedeli kim ödeyecek?
Siyasetçiler mi?
Hayır.
Her zamanki gibi sıradan insanlar…
Bombaların altında kalan çocuklar, evsiz kalan aileler, geleceği çalınan gençler.
Büyük güçler petrolün kokusunu aldığında insan hayatının değeri bir anda sıfırlanıyor.
Tarih bize şunu defalarca gösterdi:
Güç sarhoşluğu kalıcı değildir.
Silahla kurulan düzenler eninde sonunda kendi ağırlıkları altında çöker.
Çünkü savaş makineleri ne kadar güçlü olursa olsun, bir gerçek değişmez:
Hiçbir imparatorluk sonsuza kadar sürmez.
Ortadoğu bugün yine bir hesaplaşmanın ortasında.
Ama bu hesaplaşmanın faturası sadece bölgeye değil, tüm dünyaya kesilecek.
Enerji savaşları büyürse sadece petrol değil; ekonomi, ticaret ve küresel dengeler de sarsılacak.
Ve o zaman dünya bir kez daha şu soruyu soracak:
Bütün bu yıkım gerçekten “demokrasi” için miydi…
Yoksa petrolün gölgesinde yürütülen bir güç savaşı mıydı?
