Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye’nin 2023’ün son çeyreğinde yüzde 4 büyüme kaydettiğini ve yılın tamamında ise yüzde 4,5 büyüdüğünü dün açıkladı. Bu veriler, ekonomistlerin beklentilerinin üzerinde gerçekleşti. Üstelik bu büyüme, üretim, istihdam, yatırım ve ihracatı önceleyen bir ekonomik büyüklük sergiledi. Türkiye’nin ekonomisi, G20 ülkeleri arasında üst sıralarda yer alarak dikkatleri üzerine çekti.
2023’ün son çeyreğinde Türkiye ekonomisi, OECD ülkeleri arasında ikinci, G20 ülkeleri arasında ise üçüncü sıraya yükseldi. Yıllık bazda büyüme verilerine göre Türkiye, OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ikinci ekonomi oldu. Bu sıralamada Hırvatistan yüzde 4,3 büyüme ile ilk sırayı alırken, Türkiye yüzde 2,2 büyüme ile Slovenya’yı geride bıraktı. G20 ülkeleri arasında ise en hızlı büyüyen ülke yüzde 5,2 büyüme ile Çin oldu. Çin’i yüzde 5 büyüme ile Endonezya takip ederken, Türkiye yüzde 4,5 büyüme ile üçüncü sırada yer aldı.
Eğer Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ilişkin çeyreklik büyüme tahminleri gerçekleşirse, Türkiye AB ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ekonomi konumuna gelecek. 2023 yılında Türkiye’nin bu başarılı performansı, ekonomistler tarafından olumlu bir gelişme olarak değerlendirildi.
Türkiye’nin ekonomik büyümesinin beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi, yatırımcıların ve iş dünyasının da güvenini artırmaya devam ediyor. Bu durum, Türkiye’nin uluslararası alanda ekonomik etkinliğini arttırmakta ve ülke ekonomisine güç katmaktadır. Türkiye’nin 2023 performansının, gelecek yıllarda da sürdürülebilir büyümeyi desteklemesi beklenmektedir.
Sonuç olarak, Türkiye’nin 2023’te gösterdiği ekonomik performans, uluslararası kuruluşlar ve ekonomistlerden olumlu geri bildirimler alırken, ülke ekonomisinin gelecek vizyonuna dair umutları artırmaktadır. Türkiye’nin ekonomik büyüme hedefleri doğrultusunda ilerlemeye devam etmesi, ülke ekonomisinin istikrarını güçlendirecek ve daha sağlam bir temel üzerine inşa edilmesini sağlayacaktır. Bu başarılı ekonomik büyüme grafiği, Türkiye’nin uluslararası arenadaki konumunu güçlendirmekte ve küresel ekonomik aktörler arasında daha etkin bir rol oynamasını sağlamaktadır.



