Yemen’deki İran destekli Husiler tarafından ABD’ye ait gemilere füzelerle saldırı düzenlendi. Aden Körfezi ve Kızıldeniz’de gerçekleşen saldırılarda ABD gemisi “PROPEL FORTUNE” ve bazı muhripler hedef alındı. Husilerin Askeri Sözcüsü olan Yahya Seri, saldırıları X sosyal platformundan duyurdu. Sözcü Seri, deniz ve hava kuvvetlerinin ABD’ye ait gemi ve muhriplere iki nitelikli saldırı gerçekleştirdiğini belirtti. İlk saldırının Amerikan gemisi “PROPEL FORTUNE”a yönelik olduğu ve çok sayıda füze ile gerçekleştirildiği açıklandı. İkinci saldırıda ise Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde bulunan bazı Amerikan muhriplerinin vurulduğu ifade edildi. Seri ayrıca her iki saldırıda toplamda 37 drone’un kullanıldığını söyledi.
Husilerin Askeri Sözcüsü, güçlerinin Filistin halkına destek verme görevini sürdürdüğünü ve İsrail’in Gazze’ye saldırıları durana kadar saldırılarına devam edeceklerini açıkladı. İsrail’e uygulanan ablukanın kalkması ve Filistin halkının güvenliğinin sağlanması gerektiğini belirten Seri, Kızıldeniz ve Umman Denizi’nde saldırıların devam edeceğini bildirdi. ABD ise, küresel deniz ticareti güvenliğini riske atan Husi güçlerine karşı 18 Aralık 2023’te “Refah Muhafızı Operasyonu” adında çok uluslu bir deniz görev gücü oluşturdu. Bu deniz görev gücü, Husi güçlerine karşı önlem almak amacıyla kuruldu ve farklı ülkelerin katılımıyla gerçekleştirildi. Küresel ticaretin önemli bir kısmı Süveyş Kanalı üzerinden gerçekleştiği için, bölgenin güvenliğinin sağlanması büyük bir öneme sahiptir.
Tüm bu gelişmeler, bölgedeki gerilimi artırmış ve uluslararası ilişkileri etkilemiştir. Husi güçlerinin ABD gemilerine yapmış olduğu saldırılar, bölgedeki istikrarsızlığı artırmış ve ticaret yollarının güvenliğini tehdit etmiştir. ABD’nin bölgede güvenliği sağlamak amacıyla oluşturduğu deniz görev gücü, bölgenin güvenliği için önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir. Ancak, bölgedeki gerginlik devam ettiği sürece, benzer olayların yaşanma olasılığı da yüksektir. Uluslararası toplumun bu tür çatışmaları çözmek için çaba göstermesi ve diplomasi yoluyla çözümler bulması gerekmektedir. Bu çatışmaların sadece bölgeyi değil, küresel ekonomiyi de olumsuz etkileyebileceği unutulmamalıdır. Sonuç olarak, bölgedeki tansiyonun düşürülmesi ve barışçıl çözümlerin bulunması önem arz etmektedir.



