Tokyo ve çevresinde yaşayan yüzlerce Müslüman, Ramazan ayının başlangıcından itibaren her gün düzenlenen iftar programıyla bir araya geldi. Tokyo Camii ve Diyanet Türk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen bu geleneksel etkinlik, hem Müslümanlar arasında birlik ve beraberliği pekiştirdi hem de Japonlar arasında Islam dinine olan ilgiyi artırdı.
Tokyo Camii ve Diyanet Türk Kültür Merkezi Başkanı Muhammed Raşit Alas, yıllardır devam eden iftar programlarının oldukça ilgi gördüğünü belirtti. Hafta içi 400-500, hafta sonları ise 600-700 kişinin katıldığı etkinliğe, Müslüman olmayan Japon vatandaşlarının da ilgi gösterdiği görüldü. Alas, Japon ziyaretçilerin üçte birinin gayrimüslim olduğunu ve ramazan ve iftar geleneğini yakından deneyimlemek için camiye geldiklerini vurguladı.
Yeni Japonya’ya gelmiş olan Beyza Bah, Tokyo Camii’nde ilk iftarını yapmanın mutluluğunu dile getirdi. Bah, Tokyo Camii’nde farklı ülkelerden gelen insanlarla bir araya gelerek iftar yapmanın heyecan verici olduğunu belirtti. Diğer bir katılımcı olan Tatsuya Imai ise, Müslüman kız arkadaşıyla evlenmeyi planladığı için İslam dinine ilgi duyduğunu ve Ramazan ayının ilk gününde camiye gelerek kültürlerine tanıklık etmek istediğini ifade etti.
Tokyo Camii ve Diyanet Türk Kültür Merkezi’nin düzenlediği bu iftar programları, hem Müslüman topluluğu bir araya getiriyor hem de Japonlar arasında İslam dinine ve Ramazan geleneğine karşı merakı artırıyor. Katılımcılar arasında farklı ülkelerden insanların bir araya gelmesi, kültürler arası etkileşimi artırarak toplumsal uyumu güçlendiriyor.
İftar programları, sadece oruç açma ritüelinden ibaret değil, aynı zamanda farklı kültürlerin bir araya gelerek karşılıklı anlayış ve hoşgörüyü pekiştirdiği bir platform olarak da önem taşıyor. Tokyo Camii ve Diyanet Türk Kültür Merkezi’nin bu tür etkinliklerle hem Müslüman topluluğu hem de Japonlar arasındaki ilişkileri kuvvetlendirme çabası, toplumsal barış ve uyumun sağlanmasına olumlu katkılar sağlıyor. Bu tür etkinliklerin devam etmesi, farklı kültürleri anlama ve saygı duymanın önemini vurgulayarak toplumlar arasında kardeşlik ve hoşgörü atmosferinin güçlenmesine katkıda bulunabilir.



