Gazze’de yaşanan insanlık dışı saldırılar sonucunda birçok masum kişi zarar gördü. Bu saldırılardan biri de 4 yaşındaki Saca Cuneyd adlı küçük kıza yapıldı. İsrail’in 7 Ekim tarihinden beri Gazze Şeridi’ne yönelik gerçekleştirdiği saldırılarda kimyasal silahlar kullanması, insan hakları ihlallerine örnek teşkil etmektedir. Saca, Gazze’nin Cebaliye Kampı’ndaki evindeyken İsrail’in kullandığı kimyasal bombaların hedefi oldu ve ağır yaralandı. Saca’nın yüzündeki yaraların şiddeti, olayın vahametini gözler önüne serdi. Ailesi, saldırıdan sonra Şifa Hastanesi’nden Deyr El Balah kentine sığındıklarını ve 3 gün boyunca hiçbir şey yiyemediklerini dile getirdi.
Uluslararası Af Örgütü, İsrail’in beyaz fosfor kullanarak Gazze’deki yoğun nüfuslu bölgeleri hedef aldığını belgeledi. İsrail’in 7 Ekim’deki saldırılarında beyaz fosfor kullandığına dair fotoğraf ve videoların bulunması, uluslararası camiada endişe yaratmaktadır. Gazze’deki Durra Çocuk Hastanesi’nin İsrail’in 13 Ekim’deki saldırısında beyaz fosfor bombalarıyla vurulduğu ortaya çıkmıştı.
Saca Cuneyd’in yaşadığı kabus, Gazze’de yaşanan insanlık suçu niteliğindeki saldırıları bir kez daha gündeme getirdi. İsrail’in Gazze’ye yönelik abluka ve saldırı politikaları, uluslararası toplum tarafından sıkça eleştirilmektedir. 2014 yılında yaşanan Gazze Savaşı’nda da benzer saldırılar gerçekleşmiş ve birçok sivil hayatını kaybetmişti. Bu yeni saldırılar ise, insan hakları savunucuları ve uluslararası kuruluşlar tarafından kınanmaktadır.
Gazze’deki çocuklar, kadınlar ve yaşlılar, İsrail’in saldırılarında en büyük zararı gören kesimler arasında yer almaktadır. Sivil halkın, can güvenliğinin korunması ve insani yardımların ulaştırılmasının sağlanması için uluslararası toplumun daha etkin bir şekilde müdahale etmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, masum insanların hayatını kaybetmeye devam edeceği endişesi her zaman var olacaktır.
Saca Cuneyd’in dramı, Gazze’deki çocukların ve masumların yaşadığı acıları simgelemektedir. İsrail’in insanlık dışı saldırılarına karşı uluslararası toplumun daha fazla ses çıkarması ve gerekli adımları atması gerekmektedir. Aksi takdirde, bu tür vahşetlerin son bulması ve barışın sağlanması mümkün olmayacaktır.


