Yunanistan’da gerçekleştirilen Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde hem Rodop hem de İskeçe bölgelerinde Türklerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde Dostluk Eşitlik Barış (DEB) Partisi büyük bir başarı elde etti. İçişleri Bakanlığının açıkladığı resmi olmayan sonuçlara göre, Rodop’ta yüzde 36 oy oranıyla birinci parti olan DEB, İskeçe’de de yüzde 27 oy oranıyla birinci sıraya yerleşti. Seçim sonuçları DEB Partisi üyeleri, adayları ve destekçileri tarafından coşkuyla karşılandı ve kutlandı. Parti Başkanı Çiğdem Asafoğlu, seçim sonuçlarına oldukça memnun olduklarını ifade ederek, halkın davasına ve partisine sahip çıktığını belirtti. Aynı zamanda 2014 ve 2019 yıllarında da benzer başarıları elde ettiklerini hatırlattı ve Batı Trakyalı Türklerin sandığa giderek tepkilerini gösterdiğini vurguladı.
Azınlık seçmeninin yüzde 3’lük seçim barajını aşamayacaklarını bilerek DEB’e oy verdiklerini belirten Asafoğlu, azınlığın ülkeyi yönetenlere önemli bir mesaj gönderdiğini söyledi. Azınlığın varlığını görmezden gelinemeyeceğini vurgulayan Asafoğlu, DEB’in Batı Trakya’da genel olarak başarılı olduğunu fakat ülke genelindeki seçim barajını aşamadığı için AP’ye milletvekili gönderemediğini hatırlattı. Dr. Sadık Ahmet’in 1989’daki yüksek oy oranı ile bağımsız milletvekili seçilmesinin ardından Yunanistan yönetiminin seçim barajını yüzde 3’e çıkardığına dikkat çekti.
Ülke genelinde yüzde 3 seçim barajının önemli bir engel olduğunu vurgulayan Asafoğlu, Batı Trakya Türklerinin siyasi temsil konusundaki mücadelesine dikkat çekti. Batı Trakya Türkleri, siyasi temsiliyetlerinin sınırlanmasına tepki göstererek yüzde 3 seçim barajının kaldırılmasını talep ediyor. Bu talep, azınlık hakları ve siyasi eşitlik konusundaki hassasiyetlerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
DEB’in başarılı sonuçları, Batı Trakya Türklerinin siyasi temsiliyet mücadelesinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Parti, bölgedeki Türk azınlığın sesi olmaya devam ederken, siyasi denge ve eşitlik konularında önemli adımlar atmaya devam ediyor. Seçim sonuçları, Türklerin siyasi güç ve varlıklarını Yunanistan’da daha etkin bir şekilde temsil etme çabalarının bir parçası olarak görülüyor.



