Almanya’da Rostock Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, Grevesmühlen’de 8 ve 10 yaşlarındaki iki Ganalı kız çocuğunun yaklaşık 20 kişilik bir grubun saldırısına uğradığı belirtildi. 8 yaşındaki kızın yüzüne tekme atıldığı bilgisi verilen açıklamada, çocukların babasının da saldırı sırasında yaralandığı ve olay yerine gelen diğer çocukların ebeveynleriyle de grup arasında kavga çıktığı aktarıldı. Polisin olay yerine ulaştığında, henüz kimliği tespit edilemeyen bir kişinin mağdurlara yabancı düşmanı sözlerle hakaret ettiği belirtildi. Kızlardan biri ile babanın ambulansla hastaneye kaldırıldığı bildirilirken, olayla ilgili soruşturma başlatıldığı ifade edildi.
Mecklenburg-Vorpommern Eyaleti Başbakanı Manuela Schwesig, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, yaralanan kızın 8 yaşında olduğunu ve kendisinin kızı gibi hissettiğini belirtti. Schwesig, toplumun nefret ve kışkırtma ile zehirlenmesine ve çocukların şiddet riski altında olmasına izin verilmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Nefret ve kışkırtmanın çocuklarımızı tehdit etmesine izin vermemeliyiz.” şeklinde konuştu. Eyaletin İçişleri Bakanı Christian Pegel de saldırıyı kınayarak, özellikle çocukların hiçbir şekilde ırkçı saldırıya maruz kalmamaları gerektiğini vurguladı.
İlgili olayda saldırıya uğrayan Ganalı kız çocuklarının yaşadıkları ve ailelerinin maruz kaldığı şiddet, Almanya’da ırkçılık ve şiddetin toplumda yarattığı olumsuz etkileri bir kez daha gündeme getirdi. Schwesig ve Pegel’in açıklamaları, toplumda hoşgörü ve çocuk hakları konusunda farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Saldırının ardından başlatılan soruşturmanın adaletin sağlanması adına önemli bir adım olduğu ve benzer olayların önlenmesi için daha fazla çaba harcanması gerektiği belirtiliyor.
Ülkede son dönemde artan ırkçı saldırılar ve nefret suçları, Almanya’nın çeşitli kesimlerinde endişeye yol açıyor. Herkese eşit hak ve özgürlüklerin sağlanması, toplumun birlik ve beraberliğini koruması açısından büyük önem taşıyor. Schwesig ve Pegel’in açıklamaları, hükümetin ve toplum liderlerinin ırkçılığa karşı sıfır tolerans politikasını göstermesi ve çocukların güvenliğini sağlama üzerine odaklanması gerektiğini vurguluyor. Bu tür saldırıların önlenmesi adına toplumsal farkındalık ve işbirliği büyük önem taşıyor.


