Şair Nisa Leyla, her yıl İtalya’da Sanat ve Felsefi Bilimler Akademisi tarafından verilen ‘Lucius Annaeus Seneca Uluslararası Çağdaş Edebiyat Akademik Ödülü’nü kazandı. Leyla’nın son kitabı “Mu”dan derlediği “Nakibim” isimli dosya, 1400 eser arasında seçilerek ödüle layık görüldü. Bu dosya, İtalyanca’ya soprano Burcu Büken Kuru tarafından çevrildi. Leyla’nın ödül töreni 19 Ekim’de İtalya’da gerçekleştirilecek.
Nisa Leyla, yeni eserleri üzerine yaptığı açıklamalarda, “Yer altındayım yer üstünde kazıdığım hava/ soluduğum toprak şiir” diyerek şiirin hayatındaki yerini vurguladı. Şiirin kutsallığını sorgulayan bir söyleşi gerçekleştiren Leyla, “Poeta nascitur, non fit” ifadesiyle, şair olmanın doğuştan gelen bir yetenek olduğunu belirtti.
“Babamın nakibi göktü. Benim nakibim şiir” dizesi ile sadece kendi şiirine değil, aynı zamanda insan hallerine, dünyaya ve çağlara da bir kutsallık atfettiğini ifade etti. Leyla, şiirin hem bir din hem de bir yol gösterici olduğuna inandığını dile getirdi. Şiirin, insanın içindeki derin duyguları, düşünceleri ve en önemlisi de gerçeklikleri ortaya çıkardığını savundu.
Leyla, dünya üzerindeki kaosu tanımlarken “Aşırı kaos! Şeytanın valsi!” ifadesini kullanarak içinde bulunduğumuz durumdan bahsetti. Kapitalizmin ve savaşların etkisinin ağır olduğunu düşündüğünü aktaran şair, bu olguların insan emeğini değersizleştirdiğini belirtti. Şairlerin, yaşadığı çağın gerçeklerini yansıtma yükümlülüğünde olduğunun altını çizdi.
Seneca’nın felsefesinin şiirine etkisini sorgulayan Leyla, onun insani değerler ve felsefeye inandığını ifade etti. Şiirinin, insanın gerçek yaşamını, ezilmişliğini ve özgürlük talebini anlattığını vurguladı. Şair, Seneca’nın hayata bakış açısı ile kendi poetikasında birçok kesişim noktasının olduğunu söyledi.
Şiirinin kinik bir yan taşıdığını, yola baş koymaya karar veren şairlerin birçok fedakarlık yapmaları gerektiğini dile getirdi. Leyla, şiirin sadece bir sanat dalı olmanın ötesinde, insanlığı düşündüren ve insana değer katan bir yapı olduğunu belirtti.
Türk şiirinin güncel durumuyla ilgili görüşlerini paylaşan Nisa Leyla, geçmişten gelen güçlü şiir damarının, hala yeni eserler çıkarmaya devam ettiğini söyledi. Ayrıca, bu zengin geleneğin yeni nesil şairlere de ilham verdiğini değindi.
Nisa Leyla, şiirin toplumsal hareketler üzerindeki etkisinin belirli zorluklarla karşılaştığını ifade etti. Diğer sanatlarla birlikte şiirin de sürekli mücadele ettiğini dile getiren sanatçı, yeni nesil şairlerle gurur duyduğunu belirtti. Ancak, bu kalabalık ortamda her yazılanın şiir olarak kabul edilmesinin gerekli olmadığını düşündüğünü aktardı.
Nisa Leyla, dünya şiirinin genel yapısı içinde Türkiye’nin yerinin önemine de dikkat çekti. Ülkelerin şiirleri arasındaki farklılıkları ortaya koyarak, Türk şiirinin kendi kimliğini bulduğunu ve dünya şiirine yeni perspektifler sunduğunu ifade etti. Coğrafyanın ve kültürel geçmişin, şiir üzerinde belirleyici bir rol oynadığına inandığını belirtti.



