İstanbul Modern, Türkiye’de fotoğraf tarihinin önemli isimlerine odaklanan sergiler düzenlemeye devam ediyor. Son olarak gerçekleştirilen sergi, fotoğrafın duayeni İzzet Keribar’ın “Renklerin Yolculuğu” isimli eserini içeriyor. 89 yaşındaki sanatçının 1950’ler öncesine kadar uzanan geniş bir çalışma yelpazesi, bu sergide ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor.
Serginin küratörlüğünü, İstanbul Modern’in fotoğraf bölümü yöneticisi Demet Yıldız Dinçer üstleniyor. Sergide, Keribar’ın dünya genelinde seyahat ettiği 80’den fazla ülkeden çektiği manzara ve portre fotoğraflarından oluşan renkli görüntüler yer alıyor. Serginin odak noktası, sanatçının fotoğraflarında yer alan renk, ışık, doku ve grafik unsurlar gibi biçimsel öğeleri sergilemek; aynı zamanda yıllar içindeki değişen tarzını da gözler önüne sermek.
‘BİR MİLYONUN İÇİNDEN SEÇKİ’
Bir dönem askerlik yapmak üzere 1957 yılında Kore’ye giden İzzet Keribar, burada bir yıl boyunca fotoğraf çekerek teknik becerilerini geliştirdi. İFSAK (İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği) onur üyesi olan sanatçının çektiği Türkiye ve dünya fotoğrafları, ülkenin en önemli fotoğraf arşivleri arasında kabul ediliyor. Önemli bir ayrıntı olarak, sergide görülen 120 fotoğraf, Keribar tarafından İstanbul Modern’in koleksiyonuna bağışlandı. 5 Kasım’da yapılan açılış törenine katılan Keribar, “İstanbul Modern’de sergi açmak her fotoğrafçının hayalidir” diyerek, 1950’lerde yaşadığı zorluklar nedeniyle deklanşöre basmaktan bile çekindiklerini ifade etti.
Büyük usta, ayrıca, “1 milyon 500 bin fotoğraf arasından yaptığımız bu özel seçki, sanat hayatımın farklı evrelerini simgeliyor. Her bir fotoğraf; anları, coğrafyaları, renkleri, duyguları ve farklı kültürel bağlamları bir araya getiriyor” sözleriyle sürecini özetledi. Demet Yıldız Dinçer, Keribar’ın 1980 yılı itibarıyla İFSAK üyesi olduktan sonra fotoğraf çekimlerinin hız kazandığını belirterek, sanatçının “ikonik” eserlerinde gözlemlenen mesafeli hümanizmi de vurguladı.
Sergide bulunan İzzet Keribar fotoğrafları, sembol niteliği taşımasıyla dikkat çekiyor. Her bir kare, izleyicilere “Daha önce bir yerlerde gördüm” hissiyatını yaşatıyor. Tüm bu çalışmalar, Keribar’ın sadece bir fotoğrafçı değil, aynı zamanda bir gözlemci ve kültürel bir köprü kurucu olduğunu da ortaya koyuyor. İstanbul Modern’deki sergi, fotoğraf sanatına olan katkıları dolayısıyla Keribar’ın kariyerine yeni bir sayfa açmakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye’nin fotoğraf tarihine de önemli bir not düşüyor.


