Fransız dramaturg Florian Zeller’ın kaleme aldığı ve 2021 yılında Anthony Hopkins’e Oscar kazandıran “Baba” filmiyle ilgili olan bu tiyatro oyunu, bildik temaları daha etkileyici bir şekilde sahneye taşıyor. Oyun, Alzheimer belirtileri gösteren yaşlı bir adam ve onun bu süreçte ona destek olmaya çalışan kızının karmaşık ilişkisini merkeze alıyor. Zeller, insan hafızasının güvenilmezliğini ve kaybolan anıların nasıl bir boşluk yarattığını incelikle işliyor. Unutma olgusunu ise bir tür korunma aracına dönüştürüyor. İzleyici, sadece kaybedilen anılar değil, aynı zamanda hayatın acı gerçeklerinden kaçışın da bir araç olduğunu deneyimliyor.
KAYBOLAN ANILAR…
Oyun, hafızanın kaybolmasıyla birlikte oluşan sıkıntılı ilişkileri ve duygusal çalkantıları gözler önüne sererken, unutmanın yalnızca kaybedilmiş bir anda derin bir yankı uyandırdığını da vurguluyor. Unutulan her şey, her yeni günle birlikte izleyicide bir kayıp hissi yaratmakta; bu da sahnedeki atmosferi daha yoğun bir hale getiriyor. İzleyiciler, bu karmaşık ilişkiyi yaşarken aynı zamanda kendi kayıplarını da sorgulama fırsatı buluyor. Zeller, unutmanın bazen acı verici bir gerçek kaçış yolu olduğunun altını çiziyor.
ÜÇLEME
Oyunun yönetmenliğini üstlenen Mehmet Atay, sahnede derin bir atmosfer yaratmayı başarıyor. Ozan Altuntaş’ın tasarladığı dekor, izleyiciye belirsizlik içinde kaybolmuş bir zihnin yansımalarını sunuyor. Mekânın parçalı yapısı, hafızanın kırılganlığını anlatan güçlü bir metafor olarak öne çıkıyor. Atay, baş karakterin zihnindeki çöküşü o denli ustalıkla canlandırıyor ki, kaybolan her anı ve her kimlik parçası, seyircinin zihninde derin izler bırakıyor. Oyunculuklar gerçek ile hayalin iç içe geçtiği bir atmosfer oluşturarak, hafızanın eksildiği her anın izleyicide bir parçanın kaybolması hissini uyandırıyor.
Zeller’ın bu oyunu aslında bir üçlemenin parçası ve “Anne” ile başlayarak “Baba” ve son olarak “Oğul” ile devam ediyor. “Anne” oyunu, çocuklarının evden ayrılması sonrasında boşlukta kalan bir annenin gerçeklikle yüzleşme mücadelesini konu alırken, “Baba” isimli oyunda ise yaşlı adamın zihnindeki kayboluşun, aile dinamiklerine olan etkilerini gözler önüne seriyor. Üçlemenin son oyunu “Oğul” ise depresyonla mücadele eden bir gencin hikayesini işleyerek modern ailenin sorunlarını ortaya seriyor. Zeller, her bir oyunda farklı bir aile üyesinin yaşadığı psikolojik dalgalanmaları ustalıkla betimleyerek, ilişkilerin aile içindeki dönüşümünü ve parçalanmasını da yansıtıyor.
İZ BIRAKIYOR
“Baba” oyunu, baba ile kız arasındaki ilişkiyi yıkıcı ve samimi bir şekilde ele alıyor, seyirciyi kendi aile bağlarını sorgulamaya yöneltiyor. İzleyici, bu yolculuk içerisinde unutmanın ne denli acı verici olduğuna derin bir şekilde tanıklık ediyor. Oyunun sonunda, insanın en temel ilişkilerinin nasıl yaralanabileceği ve aynı zamanda iyileştirici olabileceği düşüncesi, seyirci üzerinde kalıcı bir iz bırakıyor ve bu da izleyicilerin duygusal olarak etkilenmesini sağlıyor.


