Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın 2024 yılı değerlendirme ve 2025 yılı hedefleri ile ilgili açıklamalarını değerlendirerek, Bakan’ın Suriye’nin tarım üretim ihtiyaçlarına yönelik yardımda bulunacaklarını belirtmesiyle ilgili eleştirilerini dile getirdi. Gürer, Yumaklı’nın önceki bakanlar gibi 3 yıllık bir süre talep ettiğinin altını çizerken, geçmişte de benzer vaatlerin gerçekleşmediğini ifade etti. Türkiye’nin 2010 yılından bu yana hayvan ithalatı konusunda ciddi bir artış yaşadığını belirten Gürer, sadece son iki yılda 1 milyon 200 bin baş hayvanın ithal edildiğini dile getirdi. 2010-2024 yılları arasında bu işlemlerin toplam maliyetinin 11 milyar 357 milyon 207 bin dolar olduğuna dikkat çekti. Hayvan ithalatındaki bu durumun, Türkiye’nin tarım politikasındaki başarısızlıkların bir göstergesi olduğunu vurguladı.

“BAKANLAR GİTTİ İTHALAT DEVAM ETTİ”

Gürer, tarım politikalarındaki sürekliliğin önemine değindi ve bakanların görev süresi dolmadan ithalatın devam ettiğine dikkati çekti. İthalatların yanı sıra girdi maliyetlerinin sürekli arttığını ve bunun da çiftçilerin üretim yapmasını engellediğini söyledi. Özellikle gübre, tohum, tarım ilaçları gibi maliyetlerin yükselmesi, ürün fiyatlarını da etkiliyor. Geçmişte yapılan yanlış anlaşma ve sözleşmelerin sonucunda etkin sonuçlar alınamadığına vurgu yapan Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın uluslararası anlaşmalarla başarısız olduğu örnekleri anlattı.

GEÇMİŞTEKİ DENEYİMLERDE OLUMSUZ SONUÇLAR VARDI

Bakanlığın daha önceki anlaşmalar ile tarımsal üretimde beklenen sonucu elde edemediğini belirten Gürer, Sudan, Nijer ve Venezuela ile yapılan anlaşmaların yeterli olmadığını vurguladı. Bu tür anlaşmaların Türkiye’nin kendi tarımsal sorunlarını derinleştirdiğini ifade etti. Ayrıca, 2025 yılı için zorlu bir dönem olacağına dair öngörülerde bulunarak, dünyada emtia fiyatlarının artması sebebiyle Türkiye’nin dışa bağımlılığının daha da artacağını belirtti.

“YÜKSEK GEÇİŞ ÜCRETLERİ ÜRÜN FİYATLARINI ARTTIRIYOR”

Ankara-Niğde otoyolundaki geçiş ücretlerinin astronomik bir oranla arttığını söyleyen Gürer, bu artışın hem otomobil hem de kamyonlar için ürüne yansıdığına dikkat çekti. 275 kilometrelik bir otoyol için geçiş ücretinin yüksek olması, girdi maliyetlerine ve doğrudan ürün fiyatlarına yansıyarak, çiftçileri olumsuz etkilediğini ifade etti.

“GİRDİ MALİYETLERİ ÇİFTÇİYİ ZORLUYOR”

Gürer, girdi maliyetlerinin sürekli artışıyla birlikte çiftçilerin üretim yapabilmelerinin giderek zorlaştığını vurguladı. Gübre, tarım ilaçları, işçilik ve diğer giderler gibi kalemlerin yükselişinin, çiftçilerin üretim kabiliyetini olumsuz etkilediğini belirtti. Özellikle sulama gibi temel yetersizliklerde de sorunlar yaşandığını belirterek, modern sulama sistemlerinin yerine hala geleneksel yöntemlerin kullanıldığına dikkat çekti.

“KURAKLIK, REKOLTEYİ OLUMSUZ ETKİLİYOR”

Bu yıl yaşanan kuraklığın tarım üretimini tehlikeye attığını belirten Gürer, birçok bölgede beklenen yağışların gerçekleşmemesi durumunun rekolte kaybına yol açtığını ifade etti. Geçtiğimiz yıl hububat üretiminde 3 milyon 200 bin tonluk düşüş yaşandığını ve benzer bir durumun bu yıl da süreceğini öngördüğünü belirtti. Bu durumda Türkiye’nin dışa bağımlığının artacağı yönünde endişelerini dile getirdi.

“GÜBRE VE YEMDE SÜBVANSİYON UYGULANMALIDIR”

Sonuç olarak, tarım yatırımının sağlıklı bir zeminde ilerleyebilmesi için girdi maliyetlerinin azaltılması ve ithalat bağımlılığının giderilmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, ayrıca Tarım ve Orman Bakanlığı’nın mevcut yerel çiftçiye yönelik destek programlarını gözden geçirmesi gerektiği önerisinde bulundu. Girdi maliyetlerindeki artışların ve sağlık sorunlarının kamuoyuna açıklanması gerektiğini de ifade etti.

Muhabir: Muhammed Ali YAHŞİ