Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 Şubat tarihinde başlayan Malezya, Endonezya ve Pakistan ziyaretleri sonrası uçakta yaptığı değerlendirmede, bu ülkelerde kendisi ve heyeti için gösterilen misafirperverliğin son derece önemli olduğunu vurguladı. Erdoğan, bütün bu dost ve kardeş ülkelerde kendisine gösterilen ilginin kendisini memnun ettiğini belirtti.

“ASEAN ile kurumsal ilişkileri geliştirmeyi hedefliyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) ile ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizerek, “2017’den bu yana sektörel diyalog ortağı olduğumuz ASEAN’ın, diyalog ortağı olabilmemiz nihai hedefimizdir.” şeklinde konuştu. Özellikle Malezya ve Endonezya’nın bu konuda gereken desteği sağlayacağına inandığını ifade etti.

Erdoğan, Endonezya ile yapılan ilk Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısı’nda 12 mutabakat metni imzalandığını hatırlattı. Pakistan’da gerçekleştirdikleri 7. Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısı’nda da toplam 24 belgeye imza atıldığını bildirdi.

Erdoğan, Türkiye ile Pakistan arasındaki ticaret hacmini 5 milyar dolar hedefine ulaştırmak için atılacak adımları ele aldıklarını belirtti. Görüşmelerinde Gazze ve Suriye gibi uluslararası meseleleri de etraflıca ele aldıklarını vurguladı.

Filistinli kardeşlere güçlü destek verileceğini dile getiren Erdoğan, “1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, coğrafi bütünlüğe sahip, bağımsız ve egemen Filistin Devleti’nin tesisi için birlikte çalışmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.

Soruları yanıtladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ziyaretler sırasında Türkiye’nin güvenilir bir ortak olarak alıkonulmuş hâliyle ilgili olarak, Asya perspektifinin önemine dikkat çekti. Özellikle Malezya, Endonezya ve Pakistan’dan gelen olumlu geri bildirimlerle Osmanlı’nın mirasının taşıyıcısı olarak görüldüklerini ifade etti.

Erdoğan, “Türkiye’nin etkinliği arttıkça, hem Doğu hem Batı dünyasında bizlere ilgi de aynı nispette çoğalıyor.” diyerek, Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada söz sahibi olmasından dolayı memnuniyet duyulduğunu aktardı.

“Gazze bizim yüreğimizde bir sızı”

Erdoğan, özellikle Gazze’de yaşanan durumun kendileri için bir yara olduğunu belirtti ve “O sızıyı dindirmek, o yarayı kapatmak için çalışmalıyız.” dedi. İslam dünyasının bir araya gelerek ortak adımlar atmasını gerektiğini ifade etti.

Erdoğan, ABD ve İsrail’den gelen tehcir açıklamalarına karşı çıkarken, dünyaya barış ve kardeşlik mesajı verilmesi gerektiğini belirtti. Gazze ile ilgili kalıcı barış için gereken siyasi adımların atıldığını ve Türkiye’nin bu konuda her zaman Filistin’in haklarını savunduğunu vurguladı.

ABD’nin yaklaşımının yanlış olduğunu sözlerine ekleyen Erdoğan, “Siyonistlerin yalanlarına itibar edip bu coğrafyanın ayarlarıyla oynamak mevcut yaraları kanatmaktan başka bir işe yaramaz.” şeklinde konuştu.

“Bu olayların aydınlatılacağından kimsenin şüphesi olmamalıdır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bolu’da bir otelde yaşanan yangın faciasıyla ilgili de açıklamalarda bulundu. Bu olayın aydınlatılmasının önemine dikkat çekerek, benzer olayların yaşanmaması adına bir dizi tedbir alınacağına vurgu yaptı. Yangın güvenliği konusunda yeni kriterlerin belirlenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Son olarak, yeni ve sivil bir anayasanın Türkiye’nin geleceği açısından büyük bir öneme sahip olduğunu belirten Erdoğan, anayasayı toplumun genelini kapsayacak şekilde ele aldıklarını ve bu konuda toplumun katılımını sağlamanın önemini vurguladı.

Türkiye’deki siyasi iklimi değerlendirirken, özellikle muhalefetin içindeki çatışmaların dikkate değer olduğunu söyleyen Erdoğan, bu durumların CHP’nin geleceği açısından sorun oluşturabileceğini ifade etti. Kendilerinin işlerine odaklandığını ve milletin hizmetini esas aldıklarını sözlerine ekledi.

Sonuç olarak, Erdoğan, Türkiye’nin tüm bu ulusal ve uluslararası meselelerle birlikte başarılı bir şekilde yoluna devam edeceğini belirtti.

“Yeni ve sivil bir anayasa, Türkiye’nin geleceği açısından büyük bir öneme sahip”

Erdoğan, anayasa konusunun her zaman gündemlerinde olduğunu vurgulayarak, yeni ve sivil bir anayasanın Türkiye’nin geleceği için kritik bir fırsat sunduğunu ifade etti. Bu sürecin, Türkiye’nin ihtiyaçlarını göz önüne alarak katılımcı bir anlayışla ele alınması gerektiğinin altını çizdi.

Kaynak: AA