USD43,85
%0.02
EURO51,75
%0.17
BIST14.050,83
%0
Petrol71,03
%0.64
GR. ALTIN7.303,51
%0.33
BTC2.873.283,56
%2.3
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
  1. Haberler
  2. Spor
  3. Türkiye Ekonomisinde Enflasyon ve Resesyon Tehlikesi

Türkiye Ekonomisinde Enflasyon ve Resesyon Tehlikesi

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye ekonomisi son 15 yıl boyunca enflasyon mücadelesi vermektedir. 2008 küresel finans krizinin etkileri atlatılmadan, o dönemde başlayan Covid-19 pandemi süreci ve devamında yaşanan Rusya-Ukrayna savaşı, dünya genelindeki ticaret dinamiklerini ve büyüme hızlarını olumsuz etkilemiştir. Bu zor koşullar altında Türkiye’nin ekonomik hedefleri, 2023 yılında meydana gelen büyük depremlerle birlikte daha da olumsuz etkilenmiştir. Bu süreç, hem ekonomik dengeyi sağlamada hem de enflasyonu kontrol altına almakta zorluklar yaratmıştır.

2020 yılından itibaren dünya üzerindeki birçok ülke, enflasyonla mücadele için kendi politikalarını belirlemeye başlamıştır. 2023 yılına gelindiğinde, hiç etkilenmemiş görünen Japonya bile %3 oranında bir enflasyon yaşadığını açıklamıştır. Enflasyonun dünya genelindeki yaygın etkileri, yüksek faiz politikalarının küresel bir strateji haline gelmesine neden olmuştur. Bu bağlamda, büyüme oranlarında önemli bir düşüş yaşanmıştır. Özellikle, Amerika Birleşik Devletleri ve Çin gibi önde gelen ekonomilerde büyümenin yavaşladığı gözlemlenirken, İngiltere’nin hizmet sektöründe zayıflama ve daralma potansiyeli gösterdiği rapor edilmiştir.

Türkiye ise %61’lik enflasyon oranıyla dünya ülkeleri arasında ikinci, Avrupa ülkeleri arasında ise birinci sırada bulunmaktadır. Türkiye’nin bu yıl içerisinde izlediği parasal politikalar ise son 20 yıllık süreçte iki temel prensip etrafında şekillenmiştir. Bu yıllar içerisinde Türkiye, bütçe açığını %3’ün üzerinde çıkarmamak için dikkatli bir yaklaşım sergilemiştir. Diğer bir prensip ise büyüme hedefidir; Türkiye, bu süre zarfında büyüme politikasından sapmamış, ortalama %5 oranında bir büyüme sağlamıştır. Ancak, enflasyon etkisi altındaki para politikalarında da bu iki prensipten uzaklaşılmıştır. Yüksek faiz uygulaması, enflasyonun kontrol altına alınması için önerilse de, büyümeyi olumsuz etkileyebileceği düşüncesiyle Türkiye, son 5 yıl boyunca yüksek faiz uygulamalarından kaçınmıştır.

Bir ülkede ekonomik durumu anlamak için birçok göstergenin incelenmesi gerekmektedir. İşsizlik oranı, cari hesap durumları, bütçe fazlaları ya da açıkları, GSYİH büyüme oranları ve enflasyon oranları gibi çeşitli ekonomik göstergeler, genel ekonomik koşullar hakkında bilgi sunar. Bu göstergeler, ekonomik performans ve gelecekteki gelişmeler hakkında tahminde bulunabilme imkanı sağlar. Ekonomik koşullar, para ve maliye politikaları, küresel ekonomi, işsizlik oranları ve döviz kurları gibi birçok makroekonomik ve mikroekonomik faktörden etkilenmektedir.

Ekonomik koşulların göstergeleri, yatırımcılara ve işletmelere de önemli içgörüler sunar. Eğer ekonomik koşullar iyileşirse, yatırımcıların geleceğe dair daha iyimser olması ve daha fazla yatırım yapması söz konusu olur. Tersine, durum kötüleştiğinde yatırımcıların temkinli davranması ve yatırımlarını azaltması beklenir.

Ekonomik döngü genellikle dört aşamada incelenir: genişleme, zirve, daralma ve diptir. Türkiye, son süreçte iki çeyrek üst üste GSYH’de küçülerek teknik resesyona girmiştir. Teknik resesyon, “üst üste iki çeyrek GSYH’de küçülme” şeklinde tanımlanmaktadır. Türkiye, bu sorunları çözme girişimlerine genellikle sonuç odaklı olarak, yani enflasyonu ya da faizi düşürmeye çalışarak başlamıştır. Ancak bu yaklaşım, kısa vadede sınırlı başarılar getirse de uzun vadede sürdürülebilir bir çözüm getirmemiştir. Zaman geçtikçe olumlu havanın kaybolması, Türkiye’nin geçici çözümlerle enflasyonu kontrol altına alma çabalarının etkisiz kaldığını göstermektedir.

Türkiye’nin bu durumu aşabilmesi için, sonuçlardan değil, nedenlerden yola çıkarak adımlar atması gerektiği açıktır. Ekonomik sıkıntıların çoğunun, aslında ekonomik olmayan nedenlerden kaynaklanan risklerin artışına bağlı olduğu söylenebilir. Dolayısıyla, kalıcı çözümler bulmak için bu risklerle yüzleşmek gerekmektedir.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Türkiye Ekonomisinde Enflasyon ve Resesyon Tehlikesi
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Girdap Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!