Alman Haber Ajansı’nın (dpa) bildirdiğine göre, 40 yaşındaki şüpheli D.S.’nin Wuppertal Bölge Mahkemesi’nde görülen 9. duruşması sonrasında, avukatı Yıldız, suç duyurusu dilekçesini ilgili yetkililere ulaştırdı. Dilekçede, Wuppertal Emniyet Müdürü ve bazı polis memurları hakkında, “kanıtların saklandığına dair şüphe olduğu” ve “başka delillerin olabileceği” gibi hususlar belirtilerek, şikayette bulunuldu.
Şu an tutuklu bulunan D.S., toplamda 4 cinayet ve 21 cinayet teşebbüsü ile suçlanıyor. Önceki duruşmasında, şüphelinin ikamet ettiği evde bulunan bir sabit diskten antisemitik ve aşırı sağ görüşlü içeriklerin bulunduğu ortaya çıkmıştı. Bu durum, mahkeme başkanı Jochen Kötter’in dikkatini çekti ve duruşmada, Nazi yanlısı bu görsellerle ilgili şaşkınlığını gizleyemediği görülerek, “Bunun olmaması gerektiğini size itiraf etmek zorundayım.” şeklinde bir ifade kullandı.
Olayın meydana geldiği tarih ise 2024 yılının 24 Mart’ı ile 25 Mart’ı arasındaki gece olup, Solingen’deki olayın bir bilirkişi raporuna göre, yangın eski binanın merdiven boşluğunda başlamıştır. Yangının, “baca etkisi” sebebiyle 5 dakika içerisinde çatıya sıçradığı bildirilmektedir. Ahşap merdiven boşluğunda yapılan incelemeler sonucunda bazı kalıntıların bulunduğu ve bu kanıtlara dayanarak yangının kasten kundaklama sonucu meydana geldiği sonucu çıkılmıştır.
Wuppertal Savcısı Heribert Kaune-Gebhardt, olayla ilgili ellerinde “yabancı düşmanlığı saiki olduğunu gösteren” bir kanıt bulunmadığını ifade etmiştir. Yangında, Höhscheid semtindeki 4 katlı binada aynı aileden 2’si çocuk olmak üzere toplam 4 Türk asıllı Bulgaristan vatandaşı yaşamını yitirmiştir. Ayrıca, 2’si ağır olmak üzere 9 kişi yaralanmıştır. Ölen kişilerin ilginç bir özelliği de, biri bebek ve diğeri 3 yaşında olan çocuklara sahip olmasıdır. Bu bağlamda, 28 ve 29 yaşlarında Türk asıllı diğer iki Bulgaristan vatandaşı da yangında hayatını kaybetmiştir. Yangın sırasında binada toplam 21 kişinin bulunması nedeniyle, şüpheli D.S.’nin 21 cinayet teşebbüsü ile de suçlu olduğu belirtilmektedir.
İlerleyen duruşmalarda, Yıldız tarafından dile getirilen şüpheler ve olayla ilgili soruşturmalar sonuçlandıkça, hem polis teşkilatının hem de mahkemenin alacağı kararlar büyük bir merakla beklenmektedir. Yangın ve ardından gelen olayların arka planında, toplumda kaynaklanan yabancı düşmanlığı ve nefret söyleminin etkileri, hukuk sisteminin nasıl işlediği konusunda önemli tartışmalara yol açacaktır. Türkiye ve Bulgaristan arasındaki sosyal bağlar da göz önüne alındığında, olayın uluslararası boyutu ve sonuçları üzerindeki etkisi de oldukça dikkat çekici olacaktır.



