
Başkent’in futbol tarihinde derin kökleri olan iki önemli kulüp; Ankaragücü ve Gençlerbirliği’nin 2023-2024 sezonundaki durumu, günümüz Türk futbolunun en dikkat çekici örneklerinden biriydi. Her iki takımın da sezon başındaki hedefleri oldukça farklı idi ve bu fark, ilerleyen süreçte belirleyici bir rol üstlendi. Ankaragücü’nün Süper Lig’den beklenmedik bir düşüş yaşaması, camianın iç dinamikleri üzerinde derin etkiler yarattı. Yönetimin, eski Başkan Faruk Koca’nın Halil Umut Meler’e yumruk atmasını bir neden olarak göstermesi, mevcut karamsarlığın dışa vurumu oldu.
Ankaragücü, 54 sezon boyunca yer aldığı Süper Lig’e yeniden dönmeyi umut ediyordu. Kadrosu, 1. Lig’in en pahalı ve güçlü kadrosu olmasına rağmen, sezon içerisinde yaşanan istikrarsızlıklar, 3 kez el değiştiren futbol şube sorumluluğu, 6 teknik adam değişikliği ve kadro dışı bırakılan oyuncular ile takımın gücünü kaybetmesine sebep oldu. Sonuç olarak, takım, küme hattının hemen üzerinde yer alarak, yönetiminin aldığı genel kurul kararının gereksizliğini ve belirsizliğini gözler önüne serdi. Faruk Koca ve onun ardındaki yönetim, başkan adayı bulamayarak Ankaragücü’nün tarihi boyunca karşılaşmadığı bir duruma maruz bıraktı.
Gençlerbirliği ise, tarihinin en büyük yönetim krizi ile baş başa kaldı. 2 Mart 2024 tarihinde, Osman Sungur’un başkanlığa gelmesiyle birlikte bu kaos sona erdi. Sungur, kulübü mali açıdan hayata döndürmek için, merhum başkan İlhan Cavcav’ın miras bırakmış olduğu mülkleri PORTAŞ’a satıp 285 milyon TL bütçe sağladı. Bu finansal destek ile yeni sezon planlaması yapmaya başladı. Önceki teknik direktör Sinan Kaloğlu’nu görevden alarak, yerine tecrübesiz Recep Karatepe’yi getirdi. Ancak, bu seçimin hatalı olduğunu kısa süre içinde fark etti ve sezonun ortasında, geçen yıl Samsun’u Süper Lig’e çıkaran Hüseyin Eroğlu’nu takıma kazandırdı. Bu değişiklik, takımın performansını artırarak 18. haftada 31 puan toplayan ve ligin en çok puan toplayan ekibi durumuna gelmelerini sağladı.
Bu dönem, Gençlerbirliği’nin Süper Lig hedeflerine ulaşmak için iddialı bir pozisyon almasına zemin oluşturdu. İki farklı yönetim anlayışının konumu, Ankaragücü’nün ruhsuz ve tepkisiz bir oyuncu topluluğu oluştururken, Gençlerbirliği’nin aidiyet duygusu yüksek ve disiplinli bir takım yapısına dönüşmesini sağladı.
Taraftar desteği, her zaman futbolun en önemli unsurlarından biri olmuştur. Gençlerbirliği, taraftar sayısını her geçen gün artırırken, Ankaragücü’nün bu destekten giderek uzaklaştığı gözlemleniyordu. Bu durum, 2023-2024 sezonundaki Başkent derbisinin sonucunu etkileyecek en önemli faktörlerden biri haline geldi.
Futbol bilgisiyle tanınan Mesut Bakkal’ın devraldığı takım, kendi kaderini belirleyecek olan çift maç haftasında kritik bir sınav verecekti. Ankaragücü’nün deplasmanda Pendik ile, evinde ise Boluspor ile oynayacağı maçlar, kulübün gelecekteki planlarını belirlemede hayati önemdeydi. Benzer şekilde Gençlerbirliği için de önemli karşılaşmalar ön plana çıkıyordu. Ümraniye ile yapacakları iç saha maçı ve Karagümrük ile deplasmanda oynayacakları maçlar, şampiyonluk hedeflerine ulaşmalarında büyük engelleri aşmalarını sağlayabilirdi.
Sonuç olarak, Ankaragücü ve Gençlerbirliği’nin geleceği, sadece futbol oyunuyla değil, kulüplerin iç yönetim ve taraftar ilişkisinin ne seviyede sürdüğü ile yakından bağlantılıydı. Her iki kulübün de bu sezon içinde vereceği mücadele, Başkent futbolunun kaderine yön verecek önem taşıyordu. Her ne kadar farklı yönlerde seyretse de, bu takımların geleceği, hem yönetim hem de taraftar ilişkilerindeki gelişmelere bağlı kalmaya devam edecektir.



