AB Dışişleri Bakanları Toplantısı ve Kallas’ın Açıklamaları
Lüksemburg’da gerçekleştirilen olağan AB Dışişleri Bakanları Toplantısı sonrasında, Estonya Dışişleri Bakanı Margus Kallas bir basın toplantısı düzenledi. Bu toplantıda, Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa ile ilk “AB-Filistin Yönetimi Yüksek Düzeyli Diyalog Toplantısı”nı bu akşam gerçekleştireceklerini hatırlatan Kallas, AB üyesi ülkelerin iki devletli çözüm konusunda birleştiğini belirtti.
Kallas, Filistin yönetimine yönelik desteklerin artırılmasının önemine dikkat çekerek, üç yıl süresince toplamda 1,6 milyar avroluk finansal destek önerisinde bulunduklarını ifade etti. Bu bağlamda, müzakere sürecinin yeniden başlaması, ateşkesin sağlanması, insani yardımların ulaştırılması ve tüm esirlerin serbest bırakılması konularının önemini vurguladı. Kallas, “Bu süreçlerin politize edilmemesi gerektiğini” belirtti.
İsrail’in Eylemleri Üzerine Değerlendirmeler
AB Yüksek Temsilcisi olarak konuşan Kallas, İsrail’in kendini savunma hakkının bulunduğunu kabul ederken, mevcut eylemlerinin orantılı meşru müdafaanın ötesine geçtiğini ifade etti. Bu durum, AB’nin Orta Doğu’daki barış süreçlerine dair daha dikkatli ve düşünceli bir yaklaşım benimsediğinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Arap Planı’na Eleştiri
Kallas, aynı zamanda Arap ülkelerinin Gazze’nin yeniden inşası için önerdikleri planı memnuniyetle karşıladıklarını vurguladı. Ancak, bu planın “güvenlik, finansman ve Gazze’nin yönetimi” gibi üç önemli unsurdan yoksun olduğunu da belirtmeden geçmedi. Kallas, bu unsurların geliştirilmesi için uluslararası ortaklarla birlikte çalışmaya hazır olduklarını dile getirdi.
Kahire’de 4 Mart’ta yapılan olağanüstü Arap Birliği Zirvesi’nde daha önce kabul edilen “Arap Planı”, Filistinlileri yerinden etmeden Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını öngörüyordu. Bu planın maliyetinin ise 5 yıllık bir süre zarfında yaklaşık 53 milyar dolar olacağı belirtilmişti.
Sonuç ve Beklentiler
Kallas’ın açıklamaları, yalnızca AB’nin Filistin konusundaki tutumunu yansıtmakla kalmayıp, aynı zamanda dünya genelindeki barış süreçlerine dair daha geniş bir perspektif sunuyor. Özellikle İsrail-Palestine çatışmasının çözümüne yönelik adımların atılması, Kallas’ın sözleriyle bir nebze daha umuttur. AB’nin bu konudaki etkin rolü ve uluslararası toplum ile iş birliği, gelecekteki barış müzakereleri için kritik öneme sahip.



