ABD, 1958 yılından bu yana en az 3 nükleer bombayı kaybetti ve bu bombaların akıbeti hala bilinmiyor. Bu kayıp nükleer bombaların gizemi etrafında dönen olaylara daha yakından bakmak gerekir.
İlk olarak, Filipin Denizi’nin dibinde, Hiroşima’ya atılan bombanın yaklaşık 70 katı güce sahip, patlamamış bir hidrojen bombasının bulunduğu belirtiliyor. 1965 yılında gerçekleşen ve USS Ticonderoga taşıyıcısına inmeye çalışan Donanma A-4E Skyhawk uçağının denize düşmesiyle başlayan kaza, bir megatonluk B43 termonükleer bombanın kaybolmasına neden oldu. Bu olay da, ABD’nin nükleer silah kaybettiği üç belgelenmiş olaydan biridir.
Aynı şekilde, 1958 yılında Georgia’nın Savannah yakınlarındaki Tybee Adası açıklarındaki bir askeri tatbikat sırasında meydana gelen bir olay da hala gizemini koruyor. Boeing B-47 Stratojet ve F-65 Sabre jeti çarpışması sonucu, Stratojet pilotu bombayı suya fırlatmak zorunda kaldı ve bomba hiçbir zaman bulunamadı. Tartışmalar halen devam etmekte, bombanın gerçekten plütonyum çekirdeğine sahip olup olmadığı konusunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır.
Son olarak, 1968 yılında Sovyet denizaltısı K-219’un batması ve nükleer saldırı denizaltısı USS Scorpion’un batması ABD’nin kayıp nükleer bombalarının bir diğer örneğidir. USS Scorpion’un batması sonucu 99 kişi hayatını kaybetmiş ve denizaltıda bulunan iki nükleer uçlu torpido kaybolmuştur. Denizaltı ve silahlar hiçbir zaman bulunamamıştır. Bu olayın ardından komplo teorisyenleri, Scorpion’un Sovyet bir gemi tarafından batırıldığını iddia etmiş ve denizaltının batmasıyla ilgili gizli bir savaş hikayesi dolaşmıştır.
Sonuç olarak, ABD’nin kayıp nükleer bombalarıyla ilgili yaşanan bu olaylar, hala büyük bir gizem olmaya devam etmektedir. Bu olayların arkasındaki gerçekler tam olarak aydınlatılamadığı için, ABD’nin nükleer silahlarının güvenliğine ilişkin endişeler devam etmektedir.



