CHP İzmir Vekili Sevda Erdan Kılıç, “Çocukların Kadın Cinayetlerindeki Durumu” konulu raporunu sunmaktadır. Raporun odaklandığı tema çerçevesinde, Kılıç, kadın cinayetlerinin aile içi katliamlara dönüşüldüğünü ve bu kapsamda gerçekleşen cinayetlerde 24 çocuğun bu yılın ilk yarısında hayatını kaybettiğine dikkat çekti.
CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, “Çocuk Ölümlerinde Kadın Cinayetlerinin Durumu” adlı raporunu basın toplantısı aracılığıyla kamuoyuna duyurdu. Rapora göre, 2024 yılının ilk yarısında Türkiye’de 24 çocuk yaşamını yitirdi. Kılıç, “Erkeklerin yaptığı aile katliamlarında, katledilen çocukların yaşının 2’ye kadar düştüğünü görmekteyiz.” şeklinde ifade etti ve ekledi: “CHP olarak, iktidarın kadın cinayetlerinde ve aile katliamlarında dur deme sözünü yineliyoruz.”
Kılıç’ın açıklamaları şöyle sürdü: “Kadın cinayetleri her yıl artıyor ve durdurulamıyor. Bugünlerde, bu durum yeni bir boyuta ulaştı. Erkekler sadece kadınları değil çocukları da öldürüyorlar. AKP hükümetinin son zamanlarda belirlediği öncelikli koruma politikası aileler, ama ne yazık ki aile katliamlarıyla sonuçlandı. İlk kez Türkiye’deki kadın cinayetlerinde, sistemik aile katliamları olarak adlandırılan çocuk cinayetlerini tartışmaya başlıyoruz. Bugün bu raporda ele alınan kadın cinayetlerinde öldürülen çocuklardan bahsetmek için toplandık. Kadın cinayetlerinin aile katliamlarına dönüştüğü bir dönemde, “ailenin korunması” politikasına dair çocuk cinayetleri hakkındaki raporumuzu paylaşıyoruz. Rapor, sadece bu yılın ilk yarısında 24 çocuğun yaşamını yitirdiğini göstermektedir. Aile cinayetlerinde erkekler tarafından bu çerçevede öldürülen çocukların yaşlarının sadece 2’ye düştüğünü gösteriyor.”
Bu çerçevede, 2 yaşındaki 1 çocuk, 3 yaşında 3 çocuk, 4 yaşında 2 çocuk, 5 yaşında 3 çocuk, 6 yaşında 3 çocuk, 16 yaşa kadar birer çocuk ve 18 yaş üstünde 4 genç yetişkinin hayatını kaybettiğini belirtti.
Kılıç, rakamların ve yaşanan olayların genellikle erkeklerin eşlerinden intikam almak için kendi çocuklarını bile öldürebileceklerini gösterdiğini ifade etti. Cinayet yaşam alanları genellikle kadınların ve çocukların yaşadıkları evler veya evlerinin dışındaki sokaklar olmuştur. Cinayet mahalleri ve kullanılan aletler, bu olayların tümünün planlı bir şekilde gerçekleştirildiğini göstermektedir. Ancak tüm bu durumlar ne yazık ki basında ve hükümet tarafından dile getirildiğinde, delilik hali ya da öfke hali olarak lanse edilmeye çalışılmaktadır. Hükümet ısrarla bu durumları ‘cinnet hali’ olarak adlandırmaktadır. Ancak tüm bu rakamlar, aile katliamlarının oldukça sistemli olduğunu, İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede çıkan, aile yapısını her fırsatta sözde savunan hükümetin aslında aile yapısını dağıttığını bir kez daha göstermektedir. Kadın cinayetleri engellenemediği için artık aile katliamlarını konuşmaya başlamış bulunmaktayız. Bugünkü kadın cinayetlerine neden olan önlenemeyen sorun neyse, aile katliamlarının nedeni de maalesef aynı şeylerdir.


