USD43,54
%0.05
EURO51,44
%0.07
BIST13.786,46
%-0.75
Petrol68,51
%-1.37
GR. ALTIN6.835,33
%-1.08
BTC3.051.888,05
%-4.09
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
  1. Haberler
  2. Gündem
  3. Altın Koza’da ‘Gündüz Apollon Gece Athena’ Hakkında

Altın Koza’da ‘Gündüz Apollon Gece Athena’ Hakkında

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

32. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde Kadir Beycioğlu, “Gündüz Apollon Gece Athena” filmi ile Jüri Özel Ödülü ve En İyi Müzik Ödülü’nü kazandı.

Senarist ve yönetmen Emine Yıldırım’ın imzasını taşıyan film, sinemaseverlerle buluştu. Hikâye, yetimhanede büyüyen Defne’nin (Ezgi Çelik), bir biber gazı kapsülünün etkisiyle ruhlarla iletişim kurmaya başlamasını anlatıyor. Annesinin ruhunu (Lale Mansur) görmek arzusuyla, Side antik kentinde yaşadığı mistik ve spiritüel olaylar seyirciye derin bir ayna tutuyor. Defne’ye bu yolculukta radikal solcu Hüseyin (Barış Gönenen), pavyon şarkıcısı Nazife (Selen Uçer) ve antik dönem rahibesi “Antik Hanım” (Gizem Bilgen) eşlik ediyor. Yıldırım, Defne’nin hikâyesi aracılığıyla yalnızlık, kimsesizlik ve kadın olmanın zorluklarını, mizahi unsurlar ve katmanlı bir olay örgüsüyle büyülü bir anlatımla sunuyor.

Yıldırım ile “Gündüz Apollon Gece Athena” filmi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

TARİH, COĞRAFYA, MİTOLOJİ

– Öncelikle bu film sizin yönetmenlik kariyerinizdeki ilk uzun metraj deneyiminiz. Sizin için nasıldı?

Gerçekten çok heyecan vericiydi. Biraz korkularım vardı, fakat senaristlik ve yapımcılık tecrübem sayesinde set ortamı benim için yabancı değildi. Destekleyen meslektaşlarım sayesinde oldukça güzel bir yönetmenlik deneyimi yaşadım.

– En çok korktuğunuz şey neydi?

Açıkçası oyuncu yönetiminden endişeleniyordum ama bu konuda oldukça rahat hissettim. Görüntü yönetmeni Barış Aygen ile olan meslektaşlığımız çok uyumluydu, birlikte çalışmak keyifliydi. Yönetmenlik isteğim, 40 yaşımdan sonra doğmuştu ve bunu sinemacılığın doğal bir uzantısı olarak değerlendiriyorum.

– Yönetmenlik kariyerine devam etmeyi düşünüyor musunuz?

Umarım, umarım, umarım. Gerçekten çok istiyorum ama göreceğiz.

– Filme değinelim biraz. Mitolojik figürlerin gölgesinde ilerleyen bu hikâye, günümüz dünyasına dair sorular da soruyor. Bunu oluştururken dikkat ettiğiniz unsurlar nelerdi?

Hikâyenin güncel ve izleyiciyle bağ kurabilmesi bizim için önemliydi. Bunun yanı sıra, tarihten, kültürel mirasımızdan ve mitolojiden önemli ölçüde yararlandık. Geçmiş ve şimdi arasındaki akışı sağlamak için çaba gösterdik. Ancak bu, yapıştırma bir yaklaşım değil; geçmiş ve günümüz aslında birbirinden o kadar ayrık değil. Bu bağlamda toplumsal hafızamızdan faydalanmak ve bunları anlamlı bir biçimde harmanlamak üzere yoğun çalıştık.

ARAFTA KALMIŞ RUHLAR

– Filmde, Nazife ve antik dönem rahibesi gibi farklı arka planlara sahip hayaletler bir araya geliyor. Bu karakterleri oluştururken nasıl bir yol izlediniz?

Oyuncularımızla bu konuyu çokça detaylandırdık. Hayaletleri insanlar olarak algılamayı benimsedik. Onlar, ruhu arafta kalmış bireylerdir. Bu nedenle, arafta kalmışlık psikolojisi üzerinden hareket ettik.

TOPLUMSAL MÜCADELE

– Öte âleme geçmeyen ruhlar, sonunda emellerine ulaşıyor. Ancak yalnızca devrimci ve heyecan dolu Hüseyin geçemiyor. Bunun sebebi nedir?

Hüseyin’in geçmesi duygusal açıdan tutarsız olurdu ve bu durum da toplumsal mücadelemize bağlı. Onu mutlu etmek istedik ama bunun bazı suistimallere yol açabileceğini düşündük. Bu nedenle, izleyicilerin bunun üzerinde düşünmesini sağlamak üzere böyle bir tercih yaptık.

– Yeni projeler üzerinde çalışıyor musunuz?

Geliştirdiğim birkaç proje var ama şu anda daha erken aşamalardalar. Umarım bunları hayata geçirebilirim.

‘ANNELİĞİ REDDETMEK TABU’

– Biraz annelik kavramına odaklandığınız bir hikâye bu. Anneliği nasıl tanımlıyorsunuz?

Filmde, farklı annelik halleri sunup, bunların hepsinin olabileceğini vurgulamak istiyoruz. Kutsal annelik anlayışının kadınlara getirdiği ağır yükleri anlatmaya çalışıyoruz. Herkesin kutsal bir anne olma isteği olmayabilir. Filmde her türlü kadınlık ve annelik halini kucaklayarak bu konuları yargılamadan ele alıyoruz.

Anneliği daha geniş ve kapsayıcı bir duygu olarak göstermek istedik. Annem, hayatını bize adadı ama kendi mesleğini bir kenara bıraktı. Hep aklımda, onun başka bir hayatı olsaydı ne olurdu düşüncesi var. Hiç şikâyet etmedi ama çoğu kadında gördüğüm bir eksiklik var; bu konu hala bir tabu. Bir kadının annelik dışında da bir şeyler yapmak istemesi, kendini farklı bir şekilde gerçekleştirmesi önemli. Ancak anneliği reddetmek hala toplumda tabu olarak kalıyor.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Altın Koza’da ‘Gündüz Apollon Gece Athena’ Hakkında
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Girdap Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!