22 Mart 2025 tarihinde, Ankara’da bir grup eylemci, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasını protesto etmek amacıyla toplandı. Eylem, izinsiz olduğu gerekçesiyle polis tarafından müdahale ile karşılandı. Bu müdahale sonrasında 25 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüpheliler, ‘2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet’ suçlamasıyla adliyeye sevk edildi.
Adliyeye sevk edilen kişilerin savcılıktaki ifadelerinin ardından, 3 şüpheli için tutuklama talep edildi. Ek olarak 4 şüpheli için ev hapsi ve 18 şüpheli için ise haftanın 7 günü karakolda imza verme şeklinde adli kontrol mekanizmaları talep edildi. Bu süreç, eylemin izinsiz olması nedeniyle artan bir gerilime neden oldu.
Ankara 1’inci Sulh Ceza Hakimliği, yapılan talepler sonucunda çeşitli kararlar aldı. İlk olarak, 18 şüpheli hakkında haftanın cumartesi ve pazar günleri, her gece 19.00-24.00 saatleri arasında karakola imza verme ve yurt dışına çıkış yasağı getirdi. Bu karar, polis müdahalesinin ardından yaşanan gerginliğin bir sonucu olarak değerlendirildi. Mahkeme ayrıca, ev hapsi taleplerini reddederek, 4 kişi için haftanın cuma, cumartesi ve pazar günlerinde aynı saat aralığında imza verme ve yurtdışına çıkış yasağı uygulanmasına hükmetti.
Özellikle dikkat çeken bir diğer karar ise, 3 şüphelinin 24 Mart ile 31 Mart tarihleri arasında, toplam 1 hafta süreyle ev hapsine alınması oldu. Bu durum, eylemin çeşitli yasal sonuçlarının ne denli ciddi olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması, sadece İstanbul’da değil, tüm ülkede geniş yankılar uyandırmıştı. Bu bağlamda, Ankara’daki eylem de bir tepkiden çok daha fazlası haline gelmişti. Eylemciler, bu tür gelişmelerin demokratik hakların kısıtlanması anlamına geldiğini savunarak, ifade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğü gibi temel hakların ihlal edildiğine dikkat çekti. Eylemin izinsiz olduğunu belirten polis ise, güvenliği sağlamak adına harekete geçtiğini ifade etti.
Ayrıca, gözaltına alınan kişilerin durumları, sosyal medyada da oldukça tartışıldı. İnsan hakları savunucuları ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, bu süreçte hükümeti ve polis müdahalelerini eleştirdi. Eylemin İzinsiz olduğu yönündeki açıklamalara rağmen, birçok kişi bu durumu anayasal hakların ihlali olarak değerlendirdi.
Sonuç olarak, Ankara’daki bu eylem, sadece bir protesto değil, aynı zamanda ifade ve toplanma özgürlüğü konusundaki tartışmaların da yeniden alevlenmesine yol açtı. Eylemin sonuçları, ilerleyen günlerde ülke gündeminde yer almaya devam edecek gibi görünüyor.



