Bayramlar, dostlarımızla, ailemizle ve sevdiklerimizle bir araya gelmek, yaşadığımız kırgınlıkları gidermek ve gönül almak için yıl boyunca sabırsızlıkla beklediğimiz özel zamanlardır. Ancak, geçtiğimiz yıllarda yaşanan ekonomik zorluklar, bayramların bu özelliğini önemli ölçüde yitirmesine neden olmuştur. Artık “Nerede eski bayramlar” demekten kendimi alamıyorum. Kalabalık sofralar, kucaklaşmalar ve samimi hasret gidermeler yerini adeta uzaklaşmalara bırakmıştır.
Bayramlar, yıllar öncesine kadar aile bütçelerini zorlamadan, oldukça keyifli geçen günlerdi. Düşük enflasyon, istikrarlı bir ekonomi ve sosyal destekler, insanların sevdikleriyle bir araya gelip bayramın tadını çıkarmasına olanak sağlıyordu. Fakat son dönemlerde, hayat pahalılığı, bu özel günleri daha çok zorunlu harcamaların döngüsü haline dönüştürmüştür. Artık, bayramlar “dört gözle beklenen günler” özelliğini kaybetmiş durumda. Aileler, bayram harçlıkları, hediyeler ve alışverişlerle maddi olarak zorlanmaya başlamışlardır.
Giderek artan fiyatlar, bayram sevinçlerinin yerini korkuya ve kaygıya bırakmaya başladı. Özellikle, eve gelecek misafirleri düşünen aileler, geleneksel bayram ziyaretlerinin “nöbet günü” olmasının yanı sıra, bu günlerin bir kaçışa dönüştüğünü ifade ediyor. Öncelikle bayram alışverişleri, bazı aileler için büyük bir yük haline gelirken, bayram şekerleri bile sıradanleşerek acı bir tat bırakmaya başladı. Ancak, bazı kişiler içinse bu dönem hâlâ bir fırsat niteliği taşıyor; tabiri caizse, bayramlar birçok ticaret fırsatını doğuruyor.
Bu durumu fark eden Ankara İl Ticaret Müdürlüğü, Ramazan ayı öncesinde zincir marketlerde denetimlerini artırmaya başladı. Fiyat etiketleri ve fiyat değişiklikleri üzerine yapılan denetimler, halk sağlığını tehdit eden ürünlerin satışını engellemeyi amaçlıyor. Ticaret Bakanlığı, 81 ilde yürüttüğü bu denetimlerle haksız kazanç ve fahiş fiyat artışı yapanlara karşı yaptırımlar uygulanacağını kamuoyuna duyurmuş durumda. Bu denetimlerin, Ramazan boyunca süreceği bildirilmektedir.
Sonuç olarak, bayramların geçmişteki sıcak, samimi ruhunu kaybettiği bir dönemden geçiyoruz. Ekonomik kaygılar, ailelerin bu özel günlerde bir araya gelmesini engelleyerek, toplumsal bağların zayıflamasına yol açıyor. İnsanların birbirleriyle kucaklaşmasını sağlamaya yönelik bayramların bu özelliği, daha çok zorluklarla sınırlı kalıyor. Umarım gelecekte bayramların, dostluk ve sevgi dolu günler olarak hatırlanmasını sağlayacak, kaygıların yok olduğu zamanlar gelir. Ne bayramların, ne de ağızların tadının kaçmayacağı nice Ramazanlar dilerim.



