Günümüzde dünyanın dört bir yanındaki insanların ortak bir toplumsal ve politik hissiyatı olarak akıllara gelebilecek en belirgin konu, gelecekteki belirsizliklerdir.
Pera Müzesi, dünkü basın toplantısında yeni iki sergisini sanatseverlerin beğenisine sundu. 20. kuruluş yıl dönümüne özel olarak hazırlanan bu sergilerde, British Council Koleksiyonu’ndan seçilen 29 sanatçının eserleri müzede sergileniyor. Ulya Soley’in küratörlüğünü üstlendiği “Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu’ndan Yapıtlar” sergisi, güçlü dönüşümlerle dolu olan koleksiyonu, güncel bir perspektifle ele alıyor. 1930’lardan bu yana Birleşik Krallık’ın 20. ve 21. yüzyıl sanatına odaklanan British Council Koleksiyonu, yaklaşık 9 bin eserden oluşmakta ve bu eser derlenen koleksiyon, “duvarları olmayan müze” olarak tanımlanıyor.
Küratör Ulya Soley, Ortak Duygular sergisi hakkında şunları ifade ediyor:
“Ortak Duygular, sanat kurumlarının yalnızca geçmişi saklayan yapılar değil, aynı zamanda günümüzün duygusal ve politik ağlarını oluşturan, etkileşimde bulunan, dönüştüren alanlar olabileceğini önermektedir. Müzelerde, eserlerin nedenselliğiyle tetiklenen ortak duygular, alanı paylaşan kişiler arasında hızlıca dolaşarak onları ortak bir zemin etrafında bir araya getirebilir.”
Sergide yer alan sanatçılar arasında ise şunlar bulunuyor: Larry Achiampong, Laura Aldridge, Ed Atkins, Sonia Boyce, Jake & Dinos Chapman, Eileen Cooper, Tony Cragg, Tracey Emin, Jane England, Cerith Wyn Evans, Graham Fagen, Lucian Freud, Anya Gallaccio, Gilbert & George, Richard Hamilton, Lubaina Himid, Damien Hirst, David Hockney, Michael Landy, Delaine Le Bas, Sarah Lucas, Kate Malone, Chris Ofili, Marc Quinn, Raqib Shaw, Wolfgang Tillmans, Suzanne Treister, Bedwyr Williams ve Madame Yevonde.
Sergideki eserler, üç ana tema altında toplanıyor:
“Özeni Korumak”, “Tanıdık Yüzler” ve “Hayali Gelecek”… “Hayali Gelecek” teması altında yer alan eserler ise müzelerin, nesnelerin ve koleksiyonların geleceği üzerine spekülatif bir düşünme alanı sunuyor. Bedwyr Williams’ın zamanlararası bir elçiyi konu alan videosu ve Wolfgang Tillmans’ın Concorde uçakları üzerinden teknolojiye dair görsel anlatımı gibi eserler, 18 Ocak’a kadar izlenebilir.
İKİ YOLCULUK BİR SERGİ…
Pera Müzesi’nin diğer yeni sergisi ise “Toprak, Ateş, Su ve Havayla Yazılmış Bir Dize” başlığını taşıyor. Camı doğa, tarih ve toplumsal bellekle ilişkilendiren Jungnelius’un eserlerini Elif Kamışlı küratörlüğünde bir araya getiren bu sergi, dört elementi tema olarak ele alıyor ve doğanın gücünü vurguluyor.
Sergide, cam yalnızca bir malzeme olarak değil, doğa, tarih ve kültür arasında köprüler kuran bir ifade biçimi olarak ele alınıyor. Camın kırılganlığıyla taşın dayanıklılığı yan yana getirilerek dikkat çekici bir estetik ortaya konuyor.
NEMRUT…
Serginin çerçevesini iki farklı yolculuk oluşturuyor. İlk yolculuk, Nemrut Gölü çevresinden Kars’a, lavların yeryüzüne çıkıp aniden sertleşmesiyle oluşan doğal cam, yani obsidyen kaynaklarına kadar uzanıyor. Üç farklı bölgeden toplanan taşlar, Jungnelius’un burada geçirdiği süreyi temsil eden koleksiyonun bir parçası olarak sergileniyor. Diğer yolculuk ise Şişecam’ın el yapımı cam fabrikası için Denizli’ye gerçekleştirilen gezintiyle devam ediyor.
Sergideki dört eser, ustaların üretimde son aşamada serbest üfleme yöntemiyle eserlerine son halini verdikleri biçimlerden oluşuyor. İsveçli fotoğrafçı Peo Olsson ise, sanatçının üretim süreçlerini ve yer altındaki çalışmalarını belgeleyerek, doğal camın oluşumundan fırın içindeki transformasyona kadar malzemenin coğrafi ve kültürel izlerini izleyicilere sunuyor.



