![]()
Merkezi Washington’da bulunan “Defense One” internet sitesi, ABD Dışişleri Bakanlığı’na ait olduğu iddia edilen bir iç yazışma belgesini gündeme getirdi. Bu belgede, bakanlık yetkililerinin, diğer ülkelerle gerçekleştirdikleri görüşmelerde, muhataplarına belirli uyarılarda bulunmaları gerektiği belirtiliyor. Bu uyarılar, özellikle Çinli şirketler gibi “güvenilmez tedarikçilerin” uydu hizmetleri alanında dışlanmasını öneriyor. Bu tür tedarikçilerin, ulusal güvenlik, ticari sırlar ve vatandaş mahremiyeti hakkında ciddi tehditler oluşturabileceğine dikkat çekiliyor.
Belgedeki değerlendirmelere göre, ülkelerin Alçak Yer Yörüngesi’nde faaliyet gösteren Çinli uzay tedarikçilerinden hizmet alması, hassas bilgilerin Çin hükümetinin eline geçmesine neden olabilir. Bu durum, Çin’in dış politika hedeflerini ilerletmesine de yardımcı olabilir. Ayrıca, Çinli şirketlerin, diğer rakiplerini saf dışı bırakarak piyasalarda tekel oluşturmaları riski de önemli bir endişe kaynağı olarak belirtiliyor. Böyle bir tekelin, küresel düzeyde rekabeti olumsuz etkileyebileceği kaydediliyor.
Belgede dikkat çeken bir diğer nokta, ABD Başkanı Donald Trump’a danışmanlık yapan Elon Musk’ın sahibi olduğu Starlink uydu interneti hizmetine dair açıklamalardır. Yetkililer, bu hizmetin özel bir şirkete ait olduğu ve bu şirketin hukuki olarak istediği şekilde karar verme hakkına sahip olduğu yönünde bilgilendirme yapılmasının gerektiğini ifade ediyor. Ayrıca, hükümetin bu hizmeti kısıtlayıp kısıtlayamayacağının da yasalarla belirlenmiş bir durum olduğu ifade ediliyor.
Bu yazışmada, ABD dışişleri yetkililerinin görüştükleri ülkelerin ABD müttefikleri mi yoksa ticaret ortakları mı olduğu hususunda bir bilgi verilmediği de dikkat çekiyor. Bu durum, jeopolitik stratejilerin ve ekonomik ilişkilerin ne denli iç içe geçtiğini ortaya koyuyor.
Dünya yörüngesinde 8 binden fazla uyduya sahip olan ABD, bu alanda açık ara en büyük kapasiteye sahip ülke konumunda bulunuyor. Diğer yandan, yörüngedeki uydu sayısı 800’den az olan Çin, son yıllarda yılda ortalama 50’den fazla uydu fırlatarak hem bu alandaki kapasitesini hem de teknolojisini hızla geliştirdi. Bu hızlı gelişim, Çin’in uzay alanındaki etkinliğini artırırken, aynı zamanda uluslararası düzeyde rekabeti de tırmandırıyor.
ABD Dışişleri Bakanlığına ait olduğu iddia edilen iç yazışma belgesi, uydu teknolojileri ve ilişkili hizmetlerin, Washington ile Pekin arasındaki jeopolitik rekabetin önemli bir unsuru haline geldiğini göstermektedir. Bu durum, gelecekte uzay alanındaki rekabetin daha da yoğunlaşacağı ve ülkelerin kendi stratejik çıkarlarını korumak amacıyla yeni önlemler alabilecekleri anlamına geliyor. Gelecekte bu rekabetin hem ticari hem de askeri yönlerinin nasıl şekilleneceği, uluslararası ilişkiler açısından dikkate değer bir gelişme olacaktır.


