USD43,30
%0.05
EURO50,79
%0.07
BIST12.807,51
%0.01
Petrol63,98
%-1.45
GR. ALTIN6.736,18
%1.78
BTC0,000000
%0
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
  1. Haberler
  2. Gündem
  3. ‘Cumhurbaşkanı adaylığı’ndan mesihliğe giden yol…

‘Cumhurbaşkanı adaylığı’ndan mesihliğe giden yol…

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve yolsuzluk iddialarıyla tutuklanmasına giden süreç CHP yönetimi ve tabanda kendisini şiddetli bir travma ve buna bağlı aşırı duygusallık olarak dışarı vurdu. İmamoğlu üzerindeki etkisi ise çok yıkıcı oldu.

Özgür Özel’in şahsında görülen ve bütün CHP yönetimine sirayet eden şiddetli öfke, duygusal tepkiler hadisenin şok ediciliğiyle bağlantılı. Diploma iptalinin şokunu atlatamadan İmamoğlu’nun ‘şafak’ vakti gözaltına alınması beklenmeyen, daha doğrusu öngörülmesine rağmen ihtimal verilmeyen bir adımdı. Ve bu sebeple şiddetli bir reaksiyon oluşturdu. Böyle durumlarda genelde ilk tepki kabullenmeme yönünde olur ve öfke olarak yansır.

İmamoğlu’nun tutukluluğuyla sonuçlanan Yargı süreci CHP yönetiminin bütün planlarını bozdu ve 2028’e dönük iktidar hesaplarını alt-üst etti. CHP’nin sokakları kışkırtması, toplumsal çatışma, ekonomik istikrarsızlık ve siyasi kaos oluşturma çabaları moral bozukluğundan kaynaklanan ilk tepkiler veya akla ilk gelen mantıksız eylemlerdi.

Hayal dünyasından gerçeğe geçiş her zaman zordur fakat siyasi hayatın sağlıklı ilerleyebilmesi için gerçeğin kabulü şarttır. Yargı kararlarını inkar etmenin, kabullenmemenin, mantıksız tepkilerde ısrar etmenin kimseyi faydası olmaz, sadece gerçeğe alışma sürecini uzatır. Bu yolun kat edilmesi gerekir, sonsuza kadar gerçeklerden kaçamazsınız.

CHP yönetimi de mevcut gerçeği sonsuza kadar inkar edemez. Şartlara ayak uydurmak zorunda. Demokratik siyasetten başka bir yol yok, bu gerçeği ne kadar erken kabul ederlerse o kadar iyi. Ki CHP yönetimi adım adım birinci evreyi geride bırakmaya dönük izlenimler vermeye başladı. Gündemi İmamoğlu’ndan İşçinin, çiftçinin, çalışanın sorunlarına doğru kaydırmaya başladılar. Yozgat mitinginde her ne kadar milyonlarca insan toplayamamış olsalarda ülkenin ve milletin sorunlarına eğilme adımı olumlu bir başlangıç sayılır.

Ortada kabına sığmayan gerçekler var. İBB’de büyük bir yolsuzluk çarkının kurulduğunu kabul edecekler. Şimdi bu evreyi yaşıyorlar. Gerçekler siyasi propagandadan daha güçlüdür; hiçbir siyasi propaganda gerçeğin yerini tutamaz; hiçbir siyasi propaganda gerçeklerden daha güçlü değildir.

CHP adına yavaş yavaş yaşanan bu dönüşüm süreci Ekrem İmamoğlu’nda biraz daha farklı seyrediyor. İmamoğlu, ailesini, dostlarını, belediyedeki çalışma arkadaşlarını ve partisi CHP’yi ‘Cumhurbaşkanı adayı’ olduğu için haksızlığa uğradığına inandırmaya çalışıyor. Evet, kendisi CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olacaktı şüphesiz fakat bunun kadar gerçek olan bir şey daha var ki İBB’de çok büyük bir yolsuzluk çarkı kurduğudur. Tutuklanmadan önce, son dönemlerinde İBB’deki yolsuzlukların soruşturulduğundan haberdardı ve ‘Cumhurbaşkanlı adaylığı’nı kendisine siyasi dokunulmazlık zırhına dönüştürmeye çabaladı. Fakat bu kadar kusurla, kurduğu devasa yolsuzluk çarkıyla Cumhurbaşkanlığına yürümesi zordu. Dünyanın her yerinde karşılaşacağı engellerle karşılaştı ve sonu hüsran oldu.

İlk tepkisi elbette kabullenmemeye dönük oldu. Bütün iddiaları inkar etti. Doğrusu bu kadar açık, delilendirilmiş, açık tanıklarla desteklenmiş bir dosyadan inkarla kurtulmak mümkün değil. Belki de bu yüzden soruşturmayı ‘siyasi’ operasyon olarak nitelendirmeyi sürdürecek. Bu kadar yolsuzluk dosyasından zaten hukuki yollardan yırtmanın yolu yok; ancak, siyasi yollardan yakayı kurtarabilir ki, bu yüzden CHP yönetimini kontrol etmek ve yönlendirmek istiyor. Her gün partinin başındaymış gibi talimatlar yayınlaması ve kendisini CHP’nin gayriresmi cumhurbaşkanı olarak konumlandırmak istemesi bundan kaynaklanıyor.

Fakat, siyasi süreçlerin gerçeklerle bağı koptukça ‘ilahi’ bir güce duyulan ihtiyaç artar. İmamoğlu’nun da bu konumunu sürdürebilmesi için ‘cumhurbaşkanı adayı’ gibi siyasi figürden çıkıp mesihe dönüşmesi gerekir ki, adım adım buraya savruluyor. Sekülerlerin mesihi olmaz sanmayın; bazı CHP’liler şimdiden bu numaracı mesihin duygu yüklü mesajlarına kendisini kaptırmış durumda. Cezaevinden gelen ilahi mesajlarla yön bulmaya çalışıyorlar; gösteri, boykot vs. gibi siyasi eylemlere İmamoğlu’nun gelen ilahi talimatlarla yöneliyorlar. İmamoğlu ise destekçilerinin bu zaafını kullanıyor. CHP’liler seküler mesihin seküler müritlerine dönüşüyor. Bu ruh hali hiç iyi değil, CHP için rasyonel zemine dönme zamanı çoktan geldi ve geçiyor.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
‘Cumhurbaşkanı adaylığı’ndan mesihliğe giden yol…
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Girdap Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!