Gemlik Belediyesi’ne resmi bir ziyarette bulunan ve belediyenin önünde düzenlenen ‘Gemlik Halk Toplantısı’na iştirak eden Fikri’nin en önemli meselesi deprem ve kentsel dönüşüm oldu. Gemlik’e fay hatlarının geçtiğini belirten Fikri, 17 Ağustos Marmara Depremi ve 6 Şubat Kahramanmaraş Depremi’ni anımsatırken aşağıdaki ifadeleri kullandı:

“Gemlik, fay hatlarının üzerine kurulu, ve Gemlik Belediyesi’nin ana meselesi kentsel yenileme. Gemlik’te kentsel dönüşüm bir birincil konu ve her şeyden önemli. Hepimiz 99’da o dehşet verici depremi gördük. 6 Şubat’ta olanlar çok uzaktı, fakat hepimizin kalbi kırıldı. Hatay’dan Adıyaman’a, Malatya’dan Kahramanmaraş’a, ülkenin tüm illerinde, 10 ilimizdeki acı kayıplarla hepimiz acı çektik. Her ne kadar deprem bize kendini aralıklarla hatırlatsa da ne yazık ki kısa bir süre sonra bu hafızamızdan siliniyor. Bireyler unutabilir, ancak devlet yöneticileri, belediye başkanları ve hükümetler unutmamalı. Kentsel dönüşüm, tek başına bir belediye başkanı ya da bir belediyenin sınırlı kaynaklarıyla başarılamaz. Bunun için genel hükümetin, doğru yasal düzenlemelerde bulunması ve faizsiz ya da çok düşük faizli, uzun süreli ödenmesi gereken kredilerle ve kamusal destekle, kolaylaştırıcı bir role sahip olması gerekiyor. İzmir’de ve İstanbul’da yabancı kredileri dahi onaylamayanlar kentsel dönüşüm için neden destek sağlamıyorlar, bu bize, bu ekip iyi iş yaparsa, halk nezdinde zaten iyi bir izlenim oluşturdu, başarılı belediyelikler sergileyerek Türkiye’nin lider partisi oldular. Bu ilerlemeyi sürdürürlerse bu bizim için bir tehdittir diye düşündürüyor. İç ve dışarıdan gelecek olan kaynakla bir semt depreme dayanıklı, güçlü konutlara, sosyal olanaklara, otoparklara, güvenli okullara, güvenli camilere sahip olacak. Buna bakıp ‘Ne kadar güzel oldu’ diyecekler. Onun yerine ‘asla CHP’ye bu şansı vermeyelim’ diye düşünüyorlar. Yapamazlar diye düşündüler. Ama o ilçenin durumu değişmeyecek, en sonunda deprem gelecek ve yıkımlar meydana gelecek. Sonrasında aynı noktadayız ve yine boş söylemler dile getiriliyor. Bu nedenle buradan Sayın Erdoğan’a sesleniyorum. Kentsel dönüşüm konusunda, belediyelerimizin Dünya Bankası’ndan ve diğer çok uluslu yapılanmalardan aldıkları kredileri reddetmeyin. Bu milleti deprem karşısında çaresiz bırakma cüretinde bulunmayın. Bu tür uygulamaları bırakın. Tarafgirlik yapmayın. Milletin karşısında durmayın, onun yanında olun.”

‘CAN ALICI ROL AYRIM YAPMAZ’

6 Şubat depremlerinin ardından yapımına başlanan deprem konutları üzerinden eleştirilerini sürdüren Fikri, “Deprem konutları konusuna bakın, 6 Şubat’ta deprem oldu. Birkaç gün sonra Tayyip Erdoğan çıktı ve dedi ki, ‘Hiç endişelenmeyin. 1 yıl içinde 650 bin konut yapacağız. İşi bilen insanlar dedi ki, ‘Bu mümkün değil, hesaplar açık ve net’. Ancak ısrar ederek dedi. ‘1 yılda tamamlayacağım. Sadece bana oy verin’. Hatay’ı dahi tehdit etti ve şantaj yaptı. ‘Merkezi hükümet ve belediye birlik olursa iyi olur, aksi takdirde hizmet aksamaya uğrar. Aksamaz mı’ dedi, ‘Aksamaz mı’ dediler ve alkışladılar. Oyları aldı, seçimleri kazandı ve hükümetin lideri oldu. 1 yıl sonunda ne oldu, deprem konutlarının sadece yüzde 8’ini yapabilmişti. 1,5 yıl oldu ve yüzde 12’sini tamamladı. 10 kişiden 9’u hala çadırda, konteynerde yaşıyor, 10 kişi kalıcı evlerine ulaşamadı. Şimdi diyor ki 2025 sonu, ama aslında 2026’nın başı derler, şubatı derler. Yani 1 yılda bitireceğim diyordu, şimdi 3 yılda bitireceğim diyor. Ama işi bilen insanlar, hala bunun mümkün olmayacağını söylüyorlar. Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. 1 yılda yapacağım dediğin, ama 3 yılda yapamadığın deprem konutlarını yerine getir. Yapamadığım deprem konutlarıyla bu durumla karşı karşıya kalacağına, evler sağlam oldu muhabbeti vakit varken kredileri onayla. Kentsel dönüşüme kanunlarla destek ver. Uygun faizli kredileri çıkar. İnsanların evleri yıkıldıktan sonra, depremden sonra yapma çabası yerine, depremden önce yapılmasına izin ver. Gemlik Belediyemizin bu konuda çabalarını gördük ve destekledik. Buradan Bursa ve Türkiye halkına, hükümeti kentsel dönüşüm konusunda ilk olarak dürüst olmaya, ikinci olarak çaba sarfetmeye, üçüncü olarak bu işi parti işi haline getirmemeye, yanlı tutum sergilemeye sevk ediyorum. Bir apartman çökünce, Azrail gelecek partili mi partisiz mi diye soruyor mu, o zaman siz de ayırmamalısınız. Apartmana geldiğinde, deprem olduğunda, parti fark etmez. Küçük bebeklerin, yaşlıların, hastaların partiye bakılmaz. İşte bu kalpsizlikten milletimizi şu anda size şikayet ediyorum. Kentsel dönüşüme bizim ellerimizi kollarımızı bağlamaya çalışan Sayın Erdoğan’a, bir kez daha Gemlik’ten, bunu yapma, halkın sesini duy diyorum.” dedi.

“SGK BORÇLARINI PARLAMENTO’YA GETİRECEĞİZ, KONUŞACAĞIZ”

Yönetimin, SGK borçları üzerinden yeni bir tartışma başlatabileceğini, CHP’li belediyeleri iş yapamaz haline getirme planları yaptığını söyleyen Nazım Fikri, konuşmasını şöyle devam ettirdi:

“Genel Başkan Erdoğan, kararını kesinleştirmiş. İki konu var; Nazım Fikri’ye saldırmak ve tartışma ortamı yaratmak, halkın dikkatini dağıtmak. Eski düzene dönmeyi istiyor, izleri yok etmek istiyor. Halk işsizlik, fakirlik, açlık, bedirlik, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı konularından konuşmasın istiyor. Ayrıca bir de bu belediye başkanlarının diyor ki ellerini kollarını bağlamalıyız. Onların nasıl bağlanacağına gelirsek, belediyelerin SGK’a borçları var diyor. Bu belediyelerin borçlarını faizleriyle tahsil edeceğiz diyor. Kısa süre önce bir açıklama yaptı. Diyor ki, ‘SGK’ya en borçlu 5 belediye CHP’li‘. ‘Toplamda 96 milyon lira borç var ve 68 milyon lira CHP’ye ait’. Açıkça söylüyorum, zaten bu belediyelerin nüfus olarak yüzde 65’i bizdedir. Ekonomi olarak söylemek gerekirse, yüzde 80’i bizdedir. Söylediği yüzde 68’in CHP’ye ait olduğu borcu, bu aslında kendi tarihlerinden kalan SGK borçlarını içerir. Çünkü gerçek olan AKP’den bos belçika yeniden belediyelerin ne yaptığını olandır. Her bakan açıklama yapıyor ve en borçlu 5 belediye seçiliyor. İlk sırada Ankara Belediyesi ile 5 milyar, İstanbul Belediyesi ile 3 milyar TL var. Ancak Bursa Belediyesi’nin 4 milyar TL SGK borcu var ve listeye koymamış. Demek ki bir süre önce dedikleri de doğru değil. Gerçeğini söylersek, belediyeleri borç yüklenmiş olarak devraldık. Bursa Belediyesi borçlu belediyelerden bir tanesi. Tutarı ne kadar, biliyor musunuz? SGK’ya değil, devlete değil, sadece 4 milyar TL. Belediyenin halka, müteahhitlere, bankalara, içeride ve dışarıda olmak üzere toplam borcu 30 milyar TL. Şimdi, SGK’nın tüm Türkiye’den, 1000’den fazla belediyeden alacağı 90 milyar TL. Biz AK Parti’li Bursa Belediyesi’ni devraldık, borcumuz 30 milyar TL. Farka bakın. 96 milyar TL için konuşuyor, ama kendi belediye başkanları borcun yüzde 80’ini yapmış. Erdoğan’ın tüm hesabı şu, bunu böyle yapacak, biz hizmet yapamayacağız. Çok beklersin Erdoğan. Bize borç ödemez, borç yiğidin kahramanıdır. Şimdilik ne öderiz, ne inkar ederiz. Çünkü bu borcun tümünü siz yarattınız. Kendi dönemimizle ilgili borç bırakmıyoruz. Borç konusunu parlamentoya getireceksin. Oturacağız ve konuşacağız. Geçmiş dönemlerde onların yedikleri, içtikleri, biriktirdikleri ve devlete ödemedikleri paraları bize ödetemezsin. O borçlarının faizlerini kaldırırsın, temel borcu bölersin, herkese adil davranırsın. Bunlar üzerine bu işi yapacağız. Hizmete engel olan bellidir. Koyarım, koy. Hiç bir hesap yapma Erdoğan. Gerekirse, genel başkan ve tüm milletvekilleri ile birlikte, 1,6 milyon milletvekili ile birlikte o çöpleri alırız. Yine kendimize muhtaç olmayız. Bu tavır hoş değil. Bu uygulamaları durdur Erdoğan. Gerekirse, çöpleri toplarız. Bu uygulamalar milletin seçimine müdahale etmektir, hizmet yapmayı engellemektir. Halk bunları affetmez. İstanbul’da olduğu gibi demokrasi tokadını yersin.”