
6 Şubat depreminin ardından, binlerce vatandaşımız evsiz kalmış ve bu durum pek çok sorunu da beraberinde getirmiştir. Bu sorunların halen çözülememiş olduğunu dile getiren Yıldırım Kara, “Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen afetzedelerin yerinde dönüşüm sürecinde karşılaşılan engeller hâlâ devam ediyor. İmar sorunları, mülkiyet ihtilafları ve ekonomik zorluklar, vatandaşlarımızın güvenli konutlara ulaşmasını engelliyor” ifadelerini kullandı.
Hatay Valisi Mustafa Masatlı, Ekim 2023 itibarıyla 93 bin başvuru alındığını duyurmuştu. Bunun üzerine, Yıldırım Kara ve ekibi, konutların yeniden inşası ve yerinde dönüşüm süreçleri hakkında daha net bilgi elde edebilmek amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bir soru önergesi vermiştir. Bu önergeye geçtiğimiz hafta yanıt verilmiş ve böylece Hatay’da yerinde dönüşüm için kaç başvuru yapıldığı ile ruhsatlandırma işlemlerinin hangi aşamada olduğu üzerine bazı bilgiler elde edilmiştir. Bakanlık, 7452 sayılı kanun kapsamında 94 bin 320 aktif yerinde dönüşüm başvurusunun mevcut olduğunu, bunlardan 5 bin 520 bağımsız bölümün ruhsatlandırıldığını ve hibe ile kredi ödemeleri için 2 milyar 56 milyon 790 bin TL ödendiğini belirtmiştir. Ayrıca inşaat ilerleme seviyesinin ortalamada yüzde 41 düzeyinde olduğu bildirilmektedir.
Yerinde Dönüşüm Projesi’nde elde edilen yüzde 41’lik ilerleme, olumlu bir sonuç olarak değerlendirilse de Kara, bu durumun yeterli olmadığını vurgulamaktadır. Bunun nedeni, bakanlık verilerine de yansıdığı üzere ruhsat verme işleminde yaşanan yavaşlık olarak gösterilmektedir. Artık başvuruların yalnızca yüzde 5’ine ruhsat verilmesi, afetzedelerin uzun süredir beklediği konutlara erişiminin ne denli zor hale geldiğini ortaya koymaktadır.
Ayrıca, hibe ve kredi desteklerinden yararlanabilmek için son ruhsat tarihi olarak belirlenen 30 Haziran 2025’in verilmiş olması, sahadaki mevcut sorunlar nedeniyle afetzedelerin haklarını tehlikeye attığını ifade eden Kara, bu tarih kısıtlamasının Anayasa’nın mülkiyet hakkını koruyan maddeleri ile 6306 sayılı Kanun’un gönüllülük ilkesiyle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa Sosyal Şartı’nın ilgili hükümleriyle çeliştiğini belirtmiştir. Geriye kalan başvuruların çoğu, bürokratik engeller ve maddi imkânsızlıklar nedeniyle beklemekte ve bu durum afetzedelerin barınma hakkını fiilen ortadan kaldırmaktadır.
Afetzedelerin barınma hakkının, bir tarih sınırına veya bürokrasi dolayısıyla getirilen engellere sıkıştırılamayacağının altını çizen Kara, “Vatandaşlarımız imar ve mülkiyet sorunlarının çözülmesini beklerken, ekonomik kriz altında ezilmekte ve aynı zamanda bürokratik engellerle de mücadele etmektedir. Bu durum, hem Anayasa’ya hem de uluslararası hukuka aykırıdır” şeklinde konuştu.
Bu bağlamda, Yıldırım Kara, hükümete, yerel yönetimlere ve ilgili tüm kurumlara seslenerek, afetzedelerin barınma hakkı için 30 Haziran 2025 tarihinde sona erecek ruhsat başvuru sürecinin makul bir şekilde uzatılması gerektiğini, ayrıca imar ve mülkiyet sorunlarının çözümüne yönelik hukuki ve teknik destek sağlanmasını talep etmiştir.



