Ay üzerindeki yerleşim konusundaki belirsizlik konusunda uzmanlar bazı gerçekleri ortaya koydular. Uluslararası anlaşmaların standartlarına göre sadece 17 maddeden oluşan Dış Uzay Anlaşması, Ay’ın sahiplenilemeyeceğini belirtti. Ay’da sahip olunan herhangi bir arazi veya kaynak devletlerin veya şirketlerin sahipliğinde olamaz, çünkü herhangi bir anlaşmada belirtilen herhangi bir madde, bugüne ve geleceğe kadar geçerlidir. Uzayda ki tüm sistemlerin dünya bütününün yararına olması gereklidir. Uzayı ve gök cisimleri ulusal egemenlik hukukuna tabi değildir. Devletler uzay kısıtlamalarına ve silah kullanmamalıdır ve ulusal faaliyetlerden sorumludur. Bu anlaşmanın bir kopyası her devlete açıktır ve değiştirilebilir ancak devletler istedikleri zaman bu anlaşmadan ayrılabilir. Dünya’da belirli bir toprak parçası üzerinde hak iddia etmek istediğinizde mahkemeye başvurmanız gerektiğini belirtmektedir. Ayrıca, Dış Uzay Anlaşmasında belirtildiğine göre, uydu ülkelerinin Ay’da terk edilen yerli araçlardan veya Ay arabalarından sorumlu olması gerekmektedir. NASA’nın Jet Propulsion Laboratuvarı, Ay’ın yüzeyin altında bekleyen kullanılmamış kaynakları tahmin etse de, bu konudaki yasal kullanım kapsamının tartışmalı olduğu belirtilmektedir. Sadece devletlerin değil şirketlerin de uzay madenciliği yapma isteği, Dış Uzay Anlaşmasının 50 yıl önce yazıldığında düşünülmemişti. Uzaydaki devletler ve şirketlerin artık bazı yerleri ellerinde tutmak isteyebileceği düşünülmektedir. Ay üzerinde kalıcı bir yerleşime ulaşmak hala zor olsa da, madencilik ve kaynak kullanımı hala belirsizdir. Bu anlaşmanın bir kopyasının her devletin arşivinde bulundurulmasının yanı sıra, istasyonlar ve merkezler, diğer devletlerin temsilcilerine açık olmalıdır.
Dünya’da Yükselen Anlaşmazlıklar, Uzayda da Yankı Bulacak



