Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ekonomik zorlukların ülkedeki gelir dağılımındaki dengesizliği daha da artırdığına işaret etti. Gürer, “Son birkaç yılda, üst düzeylerdeki birkaç kişi sürekli olarak zengin olurken, en alttaki büyük çoğunluk da yığınlıkla kendi durumlarının daha da kötüleştiğini gördü. Hükümetin uyguladığı politikalar yoksulluğu sadece tahrik etmekle kalmıyor, daha da artırıyor” dedi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ekonomik krizin bolluk ve yoksulluğun daha da belirgin hale gelmesine sebep olduğunu vurguladı. Kıyıda köşede yaşayanların varlığının ayrı bir yere konulmasına rağmen, çoğalan sefaletin göz ardı edilemez hale geldiğine değindi.
Ekonomik çukurun daha da derinleştiğini belirten Gürer, “Fakirleşme durumunu dile getirdiğimizde, alışıla gelmiş yaşam standartları öne sürülerek zenginliğin göstergesi olarak lüks restoranlarda yapılan harcamalarla karşı karşıya kalıyoruz. Ancak ülke genelinde ciddi bir yoksulluk sorunu yaşanıyor. Emeklilerin, düşük ve belirli bir geliri olanlar, asgari ücretlilerin yaşam koşulları şartları daha da kötü hale geldi. Tüketim alışkanlıkları değişmiş durumda. Alışveriş merkezlerinin fiyatlarına göre müşteri ayırt ettiğini görebilmekteyiz. Çarşılar ve pazar yerlerinde hesaplı alışveriş yapmak bir zorunluluk haline geldi. Bu duruma ek olarak, elinde kredi kartı olanların ay sonunu getirmek için bilinçsizce harcama yapması, yoksul kesimin daha da genişlemesine neden oluyor. Bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının, 19-26 Temmuz haftasında 52,7 milyar TL’den daha fazla artarak 3,34 trilyon TL’ya ulaşması bu duruma dikkat çeken bir veridir.”dedi.
Ayrıca Gürer, akılcı kazanç sağlayan ve hakim güçlerden faydalanan bir grubun varlığına ve bu grubun yaşanan sefalet hakkında bilgisiz olduğuna dikkat çekti. Öte yandan, bankacılık ve kredi borçlarından ayakta kalmaya çalışanlara ek olarak, banka mevduatlarının yüksek olduğu düşünüldüğünde, mevduatların %75,5’inin milyon liradan daha fazla olanlara ait olduğu görülüyor. Yakın yaşam masrafları olanlar ve bunların çoğunluğunu oluşturan bireyler bir yanda, öte yandan ise bu sistemden yarar sağlayan bireylerin varlığı belirginleşiyor.
Emeklilerin ve asgari ücretle çalışanların geçim sıkıntısına maruz kaldığını belirten Gürer, hükümetin, az sayıdaki zenginleri koruma eğiliminde olduğunu ve vergide adalet sağlama konusunda yetersiz olduğunu belirtti. Ayrıca, çiftçilerin tarım ürünlerine düşük alım fiyatları belirleme konusunda da hükümetin başarısız olduğuna dikkat çekti.
Gürer, “Bu sistemin yanı sıra, bir avuç zenginin durumu her zaman iyi; zengin, daha da zengin, fakir ise daha da fakir oluyor. İktidarın planlama ve sorumluluk eksikliği içinde olan yönetim anlayışı, yoksulluğu daha derinde hale getiriyor. Evden çıkan fatura ve diğer çeşitli harcamalar nedeniyle emekliler ve belirli bir geliri olanlar da yetişmekte zorlanıyor.” şeklinde sonlandırdı.