
Niğde’de meydana gelen trajik bir olay, Engelsiz Yaşam ve Rehabilitasyon Merkezi’nde hayata veda eden epilepsi hastası engelli bir çocuğun duruşmasıyla yeniden gündeme geldi. Bu süreçte, söz konusu merkezde görev yapan personellerin, engelli çocuğa şiddet uygulamakla ve ölümünde ihmali olmakla suçlandığı belirtiliyor. Davanın yargılaması Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor. Olay sonrasında, merkezin 26 bakım personeli açığa alınmış; bu kişilerden 14’ü tutuklanmıştı.
Duruşmayı izleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka, duruşmada barolar ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) katılma taleplerinin reddedilmesini eleştirdi. Nazlıaka, duruşmada Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın davaya müdahil olma talebinin kabul edilmesini de sorguladı. “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, kirli suyu personelinin üzerine atmaya çalışıyor ama kendisini böyle aklayamaz. Bu ölüm bir ‘kaza’ değil, açık bir ihmalkârlığın ve sistematik hak ihlâlinin sonucudur” ifadelerini kullanarak bakanlığın sorumluluğunu vurguladı.
CHP’li Nazlıaka, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bu trajik olayda asli sorumluluğu taşıyan kurum olduğunu belirtti. Rehabilitasyon merkezinde yaşayan çocukların ailelerinden uzak, devlete emanet edilen en savunmasız bireyler olduğunu ifade eden Nazlıaka, “Bu çocukların yaşam hakları, güvenlikleri ve insan onuruna yakışır şartlara sahip olmaları bir lütuf değil, anayasal ve evrensel bir haktır” şeklinde konuştu. Ancak, Türkiye’de engelli bireyler ve çocukların sosyal politikaların en alt sıralarında yer aldığını, hak temelli değil, sadaka temelli bir anlayışla yönetildiğini belirtti.
Niğde’deki olay, sosyal hizmetlerin zayıflığı ve engelli bireylerin maruz kaldığı ayrımcılığı bir kez daha gözler önüne serdi. Barolar ve STK’lar gibi kurumların davaya dahil olamaması, toplumda adalet ve şeffaflık arayışını sorgulattı. Nazlıaka, bu durumun engelli çocukların yaşam haklarına saygı gösterilmediğinin bir göstergesi olduğunu ifade etti. Eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin, sadece yapı itibarıyla değil, niteliğiyle de sorgulanması gerektiğini dile getirdi.
Sonuç olarak, Niğde’deki Engelsiz Yaşam ve Rehabilitasyon Merkezi’nde yaşanan olay, sadece bir çocuğun kaybı değil, aynı zamanda Türkiye’deki sosyal hizmet sisteminin eksikliklerini ve engelli bireylere yönelik ayrımcı tutumları gözler önüne serdi. Her bireyin eşit haklara sahip olduğu bir toplum oluşturmak adına daha fazla adım atılması gerektiği vurgulanıyor. Aylin Nazlıaka’nın eleştirileri, bu noktada Türkiye’nin engelli bireyler ve çocuklar konusundaki tutumunu yeniden değerlendirme çağrısı olarak öne çıkıyor.


