![]()
BM Cenevre Ofisi’nin sözcüsü Maina, son dönemde afet ve savaşlar sonucunda yerinden edilmiş kişilerin yaşadığı sağlık sorunlarına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalar, sürmekte olan insani yardımların yetersizliğine ve sağlık hizmetlerinin kesilmesinin yaratacağı olumsuz etkilere dikkat çekiyor. Maina, bu kesintilerin yaklaşık olarak 13 milyon kişinin, büyük bir kısmını çocukların da oluşturduğu, sağlığını tehdit ettiğini belirtti.
Maina’nın açıklamalarına göre, 2025 yılı itibarıyla 6 milyon 300 bini çocuk olan 13 milyon yerinden edilmiş kişi, yeterli kaynak olmaması nedeniyle hayat kurtarıcı sağlık müdahalelerinden yoksun kalma riskiyle karşı karşıya. Bu durum, sağlık harcamalarının azaltılmasıyla daha da derinleşen insani fon krizinin bir yansıması olarak öne çıkıyor. Maina, bu kesintilerin mülteciler ve ev sahibi topluluklar için hayati önem taşıyan halk sağlığı ve beslenme programlarını olumsuz etkilediğini vurguladı.
Maina, sağlık hizmetlerinin sağlanmadığı durumda yerinden edilmiş kişilerin özel sağlık hizmetlerine yönelmek zorunda kalacaklarını ve bu durumun hizmete erişimlerini daha da zorlaştıracağını belirtti. Ayrıca, ihtiyaç sahiplerinin kamu hizmetlerine erişimlerinin azalması, yetersizlik ve maddi zorluklar sonucunda büyük bir tehlike oluşturuyor.
Açıklamalarda, sağlık hizmetleri alanındaki fon kesintilerinin sadece bireysel sağlık üzerinde kötü etkiler yaratmakla kalmayıp, aynı zamanda su temin sistemleri, sanitasyon tesisleri ve atık yönetimi gibi kritik altyapılara da zarar vereceği ifade edildi. Bu faktörlerin bir araya gelmesi durumunda, kolera, dizanteri, hepatit ve sıtma gibi bulaşıcı hastalıkların büyük nüfusları tehdit edebileceği uyarısı yapıldı ve bu durumun ölümcül sonuçlar doğurabileceği belirtildi.
Son olarak, Maina, insani ortamlarda HIV müdahalelerindeki ilerlemelerin de kesintiler nedeniyle önemli ölçüde tersine döneceğini kaydetti. Yapılan uyarılar, yerinden edilmiş kişilerin sağlık hizmetlerine erişiminin kesilmesinin yalnızca kişileri değil, aynı zamanda toplumları da derinden etkileyeceği gerçeğini gözler önüne seriyor.



