Fransa polisi, Dunkirk bölgesinden ayrılmaya hazırlanan içinde bulunan göçmenlere müdahale etti. Şişme bir botla Manş Denizi’ni geçmeye çalışan göçmenleri dağıtmak için polis biber gazı kullandı ve botun havasını indirerek deniz yolculuğunu engelledi. Bu müdahalenin ardından, salı günü 7 yaşında bir kız çocuğu da dahil olmak üzere 5 göçmen, Manş Denizi’ni geçme girişimlerinde hayatını kaybetti. İngiltere parlamentosunun, göçmenleri Ruanda’ya gönderme girişimine onay vermesinin ardından, ölümcül geçişler meydana geldi.
Fransa ve İngiltere arasındaki göçmen hareketliliği, iki ülkeyi karşı karşıya getirdi. İngiltere hükümeti, Fransız yetkililerin göçmenlere karşı yeterli önlemi almadığını dile getiriyor. Fransa’dan botlarla Manş Denizi’ni geçerek İngiltere’ye ulaşan göçmen sayısı bu yıl yaklaşık 6 bin 500 olarak kaydedildi. Bu durum, hem Fransa hem de İngiltere için ciddi bir güvenlik ve insan hakları sorununa yol açmaktadır. İngiltere’nin göçmenleri Ruanda’ya gönderme planı, insanları tehlikeli deniz yolculuklarından caydırmayı hedeflemektedir.
İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, Ruanda politikasının göçmenlerin güvenliğini sağlayacağını ve deniz yolculuklarına son vereceğini belirtirken, Ruanda hükümeti ise İngiltere’nin gönderdiği kadar göçmeni kabul edeceğini açıkladı. Bu durum, Fransa’dan Manş Denizi’ni geçmeye çalışan göçmenler için yeni bir alternatif olarak ortaya çıkmaktadır. Ancak, göçmenlerin yaşadığı zorluklar ve ölümcül riskler, bu durumun tartışmalara yol açmasına neden olmaktadır.
Sonuç olarak, Fransa ve İngiltere arasındaki göçmen sorunu, hem siyasi hem de insani açıdan önemli bir konudur. Her iki ülkenin de göçmenlere yönelik politikaları ve uygulamaları üzerinde durulması gereken ciddi sorunlar bulunmaktadır. Bu durum, sadece Fransa ve İngiltere’nin değil, tüm Avrupa Birliği ülkelerinin ortak bir çözüm bulmak için bir araya gelmesini gerektirmektedir. Göçmenlerin insan hakları ve güvenliği her şeyin ötesinde ön planda tutulmalı ve insani çözümler üretilmelidir.



