Fransa’nın Pas-de-Calais vilayetine bağlı Saint-Omer’de bulunan bir cami, teravih namazı öncesi ırkçı bir saldırıya maruz kaldı. Ulusal basında yer alan haberlere göre, onlarca kişinin ibadet için toplandığı caminin önüne domuz kafası bırakıldı. Bu provokatif eylem cami cemaati tarafından polise bildirildi. Saint-Omer Türkleri Kültürel Dostluk Derneği Başkanı İsmail Gülmez, France 3 kanalına yaptığı açıklamada olayı kınadıklarını ve şikayetçi olacaklarını belirtti.
Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, ramazan ayı boyunca Müslümanların rahatça ibadet edebilmesi için cami ve ibadethanelere yönelik güvenlik önlemlerini artırmaya karar verdi. Bu saldırıya yanıt olarak alınan güvenlik önlemleri hakkında bilgi veren Darmanin, cami çevrelerindeki güvenliği sağlamak adına adımlar atacaklarını açıkladı. Bu tür ırkçı saldırıların önlenmesi ve Müslüman toplumun ibadet özgürlüğünün korunması için devletin güvenlik önlemlerini artırması önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Saint-Omer’deki camiye yapılan ırkçı saldırı, Fransa’da son dönemde artış gösteren İslamofobik olayların bir örneği olarak kayda geçti. Fransa’da yaşayan Müslüman toplumun, günden güne artan hedef olma riskine karşı devletin ve toplumun daha fazla duyarlılık göstermesi gerektiği vurgulandı. Camiye bırakılan domuz kafası gibi sembollerin, Müslümanları rencide etmeye ve kışkırtmaya yönelik olduğu belirtilirken, bu tür saldırıların toplumsal barışı tehdit ettiği ifade edildi.
İslam karşıtlığı ve ayrımcılıkla mücadelede sivil toplum kuruluşlarının ve devletin işbirliği yapması gerektiği belirtilirken, Fransa’nın çok kültürlü yapısının korunması ve çeşitliliğin zenginlik olarak görülmesi gerektiği vurgulandı. Saint-Omer’deki camide yaşanan olayın ardından toplumun birlik ve dayanışma içinde olması gerektiği, ırkçı ve ayrımcı yaklaşımlara karşı birlikte mücadele etmenin önemine dikkat çekildi. Fransız yetkililerin bu tür olaylara karşı kararlı bir tutum sergilemeleri ve toplumun tüm kesimlerini kucaklayıcı bir yaklaşım benimsemeleri gerektiği vurgulandı. Bu tür saldırıların tekrarlanmaması ve toplumun barış içinde bir arada yaşayabilmesi için tüm tarafların sorumluluk alması gerektiği ifade edildi.



