USD44,32
%0.26
EURO50,76
%-0.08
BIST13.115,13
%-0.78
Petrol109,47
%-1.33
GR. ALTIN6.872,65
%0.34
BTC3.142.377,16
%-3.91
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
  1. Haberler
  2. Spor
  3. Hatay’da Kamulaştırma İsyanı: Zeytinlikler Yok Oluyor!

Hatay’da Kamulaştırma İsyanı: Zeytinlikler Yok Oluyor!

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Hatay’da Acil Kamulaştırma Krizi ve Zeytinliklerin Yok Olması

Evet, doğru duydunuz. Hatay ilinin Samandağ ilçesi, özellikle Vakıfköy, Hıdırbey, Mağaracık ve Kurtderesi mahallelerinde, köylüler tarafından tapulu olan arazilere “acil kamulaştırma” adı altında müdahale edildi. Bu süreçte jandarma ekipleri de köylülere karşı göreve çağrıldı ve köylülerin geçim kaynağı olan narenciye bahçeleri ile zeytinlikler yıkılmaya başlandı. Köylüler, iş makinelerinin önüne yatarak mukavemet göstermeye çalıştılar. Bu esnada bir arbede yaşandı. Köylüler, dava süreçlerinin beş aydır sürdüğünü ve olayın gerçekleştiği gün iş makinelerinin mahallelerine geldiğini, buna karşı hazırlıksız yakalandıklarını belirttiler. Olayın arka planında, henüz gerekçesi sunulmayan ve 3. etap TOKİ inşaatının yapılması beklenen bir durum olduğu ifade ediliyor.

Bu araziler, köylüler için sadece bir mülk değil, aynı zamanda yaşamlarının belkemiğini oluşturan geçim kaynaklarıdır. Hatay’ın verimli toprakları ve iklim koşulları, bölgeyi tarım açısından en verimli illerden biri haline getirirken, bu tahribat sadece adalet duygumuzu sarsmakla kalmayıp, vicdanımızı da yaralamaktadır. Türkiye, yılda 200 ton yanlış kentleşme ve orman/yeşil alan kaybı ile önemli oranda toprak kaybetmektedir ki bu da Tarım ve Orman Bakanlığı için bir alarm işareti olmalıdır.

Türkiye, Uludağ İhracatçı Birlikler Genel Sekreterliği verilerine göre, yıllık 225 bin ton zeytinyağı ihracatı yaparken, Yunanistan’ın bu alanda 300 bin ton ihracatı bulunmaktadır. Alansal ve toprak verimliliği açısından zeytinyağı üretiminde dünya devi olma potansiyelimiz varken, her geçen gün daha fazla zeytinliğimizin yok edilmesi, oldukça üzücü bir durumdur. Bu tahribatlar yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda bir milli güvenlik sorunu haline gelmektedir. Zira yerli tarımın ve ürünlerin yok olması, gelecekte bu topraklarda yaşayanların ağır bedeller ödemesine neden olacaktır.

Bir zeytin ağacının taçlanması ve meyve vermesi en az on yıl sürmektedir. Ancak, devlet politikalarının yerli olanı yeterince korumaması nedeniyle, bu yalnızca bir kez daha yaşadığımız bir durum değildir. Örneğin, 2006 yılında alınan Ata Tohumu kararları bu bağlamda akıllara geliyor. Her geçen gün yerli üreticimiz, ithal tohumlar ve ürünler ile yer değiştirmekte, dolayısıyla kendi kendine yeterli bir üretim yapma yetimizi kaybetmekteyiz. Üretmeyen bir ülke, kısmi işgal altında demektir. Tarım ve hayvancılıkta başarılı olan bir geçmişimiz varken, bu duruma düşmekten ne kadar endişeliyiz? Kendimizden bu kadar nefret etmemizin sebebi nedir?

Biraz düşünmemiz gerekiyor. Sürekli içi boş sevgi cümleleri kurarak milliyetçilik yapıyor, ancak somut bir eylemde bulunmuyoruz. Vatanı sevdiğimizi hangi doğal güzellikleri koruyarak gösteriyoruz? Hangi ağacı, hayvanı ya da nehri savunuyoruz? Gerçekten bu ülkeyi seviyor muyuz? Sürekli dış tehditlere bağlı bir milliyetçilik anlayışına sahip olmamız, sorunları çözüme kavuşturmak yerine daha da derinleştiriyor.

Gerçekten birisinin gelip Anadolu’nun ortasına Fransız bayrağı dikmesine gerek yok. Zira bu topraklar, dış sermaye tarafından yıllardır gasp edilmektedir. Yerli şirketlerin verdiği zarara bakıldığında ise, durum daha da iç açıcı değildir. Vatan, yalnızca bir avuç sermaye sahibinden çok daha fazlasını ifade eder. Bu ülkenin her karış toprağı, kökenleri bu topraklarda yaşamış insanların kanlarıyla sulanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti, kimsesiz değil, yalnızca Türk milletinin malıdır. Bu nedenle, acil kamulaştırma adı altında alınan kararlar, kamuoyunun tepkisi göz önünde bulundurularak derhal geri çekilmelidir.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Hatay’da Kamulaştırma İsyanı: Zeytinlikler Yok Oluyor!
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Girdap Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!