USD43,36
%0.25
EURO51,30
%0.74
BIST12.992,71
%1.1
Petrol66,20
%3.34
GR. ALTIN6.945,51
%1.57
BTC3.796.553,33
%-1.86
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
  1. Haberler
  2. Gündem
  3. Herkes İçin Adalet: Sinema ile Sofistike Tartışma

Herkes İçin Adalet: Sinema ile Sofistike Tartışma

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İstanbul’un önde gelen tematik festivallerinden biri olan Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali, bu yıl “Herkes İçin Adalet” mottouyla hem sinemayı hem de kamusal tartışmaları yeniden canlandırmayı hedefliyor. Adalet kavramının yalnızca hukuksal bir mesele olmanın ötesinde, yaşam hakkından ifade özgürlüğüne, savaşlar ve toplumsal eşitsizliklere kadar geniş bir yelpazede yankı bulduğunu hatırlatan festival, sunduğu film seçkisi ve VisionIST panelleriyle izleyiciyi düşünmeye, tartışmaya ve yüzleşmeye teşvik ediyor.

Festival Başkanı Prof. Dr. Bengi Semerci, adaletin hep birlikte savunulması gerektiğinin altını çizerken, Program Direktörü Alin Taşçıyan ise sinemanın eleştirel düşünceyi besleyen ve kolektif hafızayı canlı tutan bir araç olduğunu vurguluyor. Filmlerden akademik programlara, Filistin ve savaş temalı özel bölümlerden gençlere yönelik tartışma platformlarına kadar festival, toplumsal vicdanı canlı tutma misyonunu üstleniyor.

Festival temasının “Herkes İçin Adalet” olması sizin için ne anlam ifade ediyor? Bu temayı seçerken hangi toplumsal ihtiyaçlara ya da sinematik trendlere odaklandınız?

Bengi Semerci: Festivalimiz, tematik bir film festivali ve bu yılki konusu adalet. Adalet, herkesin bireysel olarak sahip olduğu bir kavram değil. Eğer siz adaletle ilgili bir sorununuzun olmadığını düşünür ve adaletsizliğe uğrayanları görmezden gelirseniz, o zaman sizin ihtiyacınız olduğunda yanınızda kimin olmayacağını bilmezsiniz. Dolayısıyla “Herkes için adalet”, adalet odaklı bir festivalin doğal bir sloganıdır. Sinema ve toplum birbiriyle etkileşen, iç içe geçmiş iki kavramdır. Herkesi kapsayan, herkes için önemli olan bir kavramın sinema perdesindeki yansımaları, bireylerin düşünmesine ve tartışmasına katkıda bulunur; aynı zamanda umudu ve direnci de beraberinde getirir.

Festival kapsamında “Yaşam Hakkı” temalı bir akademik program ve VisionIST panelleri düzenleniyor. Sinema ile hukuk, psikoloji, sosyoloji gibi disiplinlerin bir araya gelmesiyle izleyicide ve katılımcılarda nasıl bir dönüşüm yaratmayı hedefliyorsunuz?

Bengi Semerci: Kültür, sanat ve bilim ayrılmaz bir bütün. Sosyal bilimlerin amacı, toplumun refahı ve düzeni için çalışan disiplinlerden oluşur. En doğruya ulaşmanın yolu konuşmak, fikirleri tartışmak ve sonuçlara ulaşmaktır. Bu çaba yalnızca akademinin değil, sivil toplum örgütlerinin ve her bireyin sorumluluğudur. Herkese açık akademik programlarımız ve VisionIST bölümleri, bu arayış için bir platform sağlamayı hedefliyor. Dönüşüm, anlık bir olay değil, bir süreçtir ve özellikle gençler bu süreçte daha açıktır. Gençlerin düşünceleri ve istekleri bu yolculuğun önemli bir parçasını oluşturuyor. Festival, filmleri ve panelleri ile bu sürecin bir parçası olmayı amaçlıyor, çünkü tek başına dönüşüm yaratmayı hedeflemek gerçekçi bir yaklaşım değildir.

Festivalin uzun metrajlı Altın Terazi yarışmasında dünya çapında adalet ve insan hakları temalı filmler gösterim alıyor. Bu yıl öne çıkan bir film veya yönetmen var mı?

Bengi Semerci: Tüm filmler, adalet ve adaletsizliği sorgulayan, sinema sanatını ustaca kullanarak işleyen yapımlar arasından seçilmektedir. Yarışma filmleri de aynı kriterlerle belirleniyor. Öne çıkan ve güçlü mesaj veren filmler arasında “bu film öne çıkıyor” demek zordur. Yarışma filmleri, Altın Terazi En İyi Film Ödülü’nü verecek güçlü bir jüri tarafından seçilecektir. Her film, adaletin farklı boyutlarına işaret eder; kadın hakları, çocuk hakları, insan hakları gibi. İzleyiciler, kendileri üzerinde en çok etki bırakan filmi belirleyeceklerdir.

Ödül töreninde Onur ve Katkı Ödülleri, Rüçhan Çalışkur, Wang Xiaoshuai, Yorgos Arvanitis ve Rashid Masharawi gibi isimlere sunulacak. Bu ödül sahiplerini festival vizyonunuzla nasıl ilişkilendiriyorsunuz?

Bengi Semerci: Her yıl, akademi ve sinema alanında onur ve katkı ödülleri veriyoruz. Seçtiğimiz ödül sahipleri, kişilikleri, eserleri ve duruşlarıyla festivalin adalet temasıyla örtüşüyor. Akademik onur ödülünü alacak olan Prof. Turgut Tarhanlı, insan hakları alanında önemli katkılarda bulunmuş bir hukukçudur. Rashid Masharawi, Gazze için uzun süredir çalışan bir sanatçıdır. Gazze’nin haklarının sanat yoluyla gündeme getirilmesine büyük katkıda bulunmuş biri olarak ödüllendirilmesi anlamlı. Ödüller, sadece sinema sanatına kattıkları değerler açısından değil, aynı zamanda adaletin savunucusu olmaları yönüyle de önemli.

“HERKES İÇİN ADALET’ SADECE BİZİM VİZYONUMUZ DEĞİL”

Gelecek yıllarda festivalin içerik, izleyici erişimi ya da toplumsal etkisi açısından nasıl evrilmesini planlıyorsunuz? “Herkes İçin Adalet” vizyonunu genişletmek için özel planlarınız var mı?

Bengi Semerci: Festival düzenlemek, yaşanan birçok ekonomik zorlukla birlikte her yıl giderek daha da zorlaşıyor. Bağımsız ve adalet gibi bir temaya sahip olan festivallerin durumu daha da zorlu. 16. yılımızda öncelikle festivalin çizgisini korumayı hedefliyoruz. Uluslararası iş birlikleri ile gençlerin festivalde daha fazla yer almasını sağlamak istiyoruz. Gençlerin, adaletin herkes için önemli olduğuna inanan bireyler olarak festivalin içinde etkin rol alması, bu vizyonu büyütecektir. “Herkes için adalet”, yalnızca bizim vizyonumuz değil, bu anlayışı paylaşan toplumların da vizyonudur.

”FİLİSTİN İLE DAYANIŞMA BÖLÜMÜ ÖNE ÇIKTI”

Festival programını oluştururken “Herkes İçin Adalet” temasını sinemasal açıdan nasıl tanımladınız? Bu yılki seçkide hangi anlatı biçimleri, coğrafyalar veya karakter türleri özellikle öne çıktı?

Alin Taşçıyan: Adalet simgesinin elinde terazi tutan Themis olması tesadüf değil. Adaletin sağlanması için dikkatli değerlendirmeler yapılması gerekiyor. Bu hassas konuda sunduğumuz filmlerin her biri, adalet ve hukuk kavramlarını doğru bir biçimde yansıtmalı, evrensel ilkelere uygun yaklaşmalı ve eleştirel düşünceyi teşvik etmelidir. Yarışma seçkimizi, farklı ülkelerden ve konulardan gelen filmlerle çeşitlendirmeye çalışıyoruz. Bu sayede hem izleyicilerimizi adalet kavramını düşündürmek hem de jürimize sinemanın bu temayı ne kadar yaratıcı biçimlerle ele alabileceğini göstermeyi amaçlıyoruz. Ayrıca, geçtiğimiz yıl olduğu gibi Filistin ile Dayanışma bölümü bu yıl da öne çıktı. Bir halkın yaşama hakkının ihlal edildiği bir bağlamda, Rashid Masharawi’nin katılımıyla “sıfır noktasından” film gösterimleri gerçekleştirmek önemli bir görev olarak görülüyor. Filistin, Afganistan, Sudan ve Ukrayna gibi ülkelerin hikayeleri, toplumsal adaletsizlik ve fırsat eşitsizliği ile bağlantılı olarak ele alınacak; Adalet Terazisi bölümünde yer alacak filmler bu konulara dair derinlemesine tartışmalara zemin hazırlıyor.

”BÖLÜK PÖRÇÜK BİLGİ VE TARAFLI GÖRÜŞLERİN MANİPÜLASYONU ALTINDAYIZ”

Suç ve Ceza Film Festivali, yalnızca film gösterimleriyle değil, tartışma alanlarıyla da biliniyor. Sizce sinema, adalet arayışına dair toplumsal farkındalığı hangi noktalarda en etkili biçimde tetikliyor?

Alin Taşçıyan: VisionIST bölümündeki tartışmaları YouTube kanalımızdan yayınlayarak erişilebilirliği artırmayı hedefliyoruz. Bu, toplumsal farkındalığı geliştirmeyi amaçlıyor. Güncel ya da klasik temaları uzmanlardan dinlemek, doğru bilgi edinmemizi sağlıyor. Bu yaklaşım, yüzeysel bilgi edinmeyi engelleyerek derinlemesine bir anlayış sunuyor. Sosyal medyada yayılan belirsiz ve kısa bilgiler yerine sağlam bir bilgi kaynağı ve estetik açıdan tatmin edici yapımlar sunmaya çalışıyoruz. Çünkü toplumun bölük pörçük bilgi ve taraflı görüşler altında kalmasına izin veremeyiz; adalet ancak sağlam temeller üzerinde inşa edilir.

“NE FİLMDİ AMA’ DEMESİNİ İSTİYORUM”

Program direktörü olarak film seçiminde hangi ölçütler belirleyici oluyor? Estetik, politik tavır, sinemasal yenilik ve izleyiciyle kurduğu bağ açısından nasıl bir denge gözetiyorsunuz?

Alin Taşçıyan: Çok sayıda ölçütümüz var… İlkelerimize uygun, yenilikçi ve farklı coğrafyalardan, etkileyici yapımlar seçmeyi amaçlıyoruz. Bazen içerik biçime, bazen de biçim içeriğe ağırlık veriyor. Ancak sonuçta, izleyicide unutulmaz bir etki bırakmak en büyük arzumuz. İzleyicinin o filmleri unutmaması, onları izlerken hissettiklerini sorgulaması önem taşıyor. “Ne filmdi ama” dedirtmek, izleyiciyi yakalamak ve zihninde iz bırakmak istiyoruz. Her yönüyle değilse de en azından bir yönüyle izleyiciyi etkileyen filmler, düşüncelerine ilham vermeli, onları güçlendirmelidir.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Herkes İçin Adalet: Sinema ile Sofistike Tartışma
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Girdap Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!