İşletmelerin Yükselen Tehlikesi
Kara, yaptığı yazılı açıklamada Sarıseki Mahallesi’nde yaşayan 3 binden fazla vatandaşın bulunduğuna dikkat çekti. Bu bölgedeki vatandaşlar, 2011 yılından bu yana faaliyet gösteren bir işletme hakkında şikayetlerde bulunmaktadır. Bu durum, yerel halkın yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Depremin ardından, denetimsiz bir şekilde açılan veya kapasitelerini artıran işletmelerin, özellikle de dinamit kullanımı ile yürüttüğü faaliyetlerin, bölgede ciddi bir tehdide neden olduğunu ifade etti.
Yıldırım Kara, işletmenin faaliyetlerine ilişkin şu bilgileri verdi: “Yaklaşık 10 hektarlık bir alanda, Ocak 2025 tarihine kadar yılda 237 bin ton kalker üretimi gerçekleştirildi.” Bu üretim süreci, çevreye verdiği zararlar açısından dikkate değerdir. İlgili şirket, bu tarihte üretim kapasitesini yılda 3 milyon tona çıkarmak ve kırma-eleme tesisi kapasitesini 400 bin tona yükseltmek için başvuruda bulunmuştur. Bu durum, kaçınılmaz olarak aşırı dinamit kullanımı ve buna bağlı olarak büyük miktarda toz ve gürültü kirliliği yaratmaktadır.
Kara, bu durumu değerlendirirken, “En iyi ihtimalle konutlar tamamlandıktan sonra kapatılacak veya eski kapasitesine geri dönecek olan bir işletme için vatandaşlarımızın sağlığı ve ekolojik varlığımız telafisi mümkün olmayan biçimde tahrip edilmektedir.” ifadelerini kullandı. Burada dikkat çeken bir diğer konu ise, alınan ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) kararlarıdır. Elinde bulunan listeye göre, valiliğin, ÇED gerekli değildir kararı vermesinin ardından İskenderun’da 12 yeni işletme açılmış ve bu işletmelere toplamda 1 milyar 280 milyon lira yatırım yapılmıştır. Bu miktar, Hatay’da açılan işletmelere yatırılan paranın neredeyse yarısına denk gelmektedir.
Tüm bu yapılan yatırımlar, çevresel tahribatın yanında, yerel halkın sağlığını da tehdit etmektedir. Yıldırım Kara, bu duruma karşı durduklarını ve vatandaşlarla birlikte “Artık yeter” dediklerini belirtti. Toplum sağlığını hiçe sayan, ruhsatsız ve aşırı patlatma yapan işletmelere karşı sessiz kalmayı reddettiklerini vurguladı. Verilen tepkilerin de bir çığ gibi büyüyerek, yerel idareyi ve ilgili kurumları harekete geçirmesi gerektiği üzerinde durdu.
Sonuç olarak, Sarıseki Mahallesi’nin karşılaştığı bu sorun, bölgedeki insanların yaşam kalitesine ciddi anlamda zarar vermektedir. İşletmelerin denetimsiz bir şekilde faaliyet göstermesi, hem doğayı tehdit etmekte hem de yerel halkın sağlığını riske atmaktadır. Alınması gereken önlemler, sadece işletmelerin kapasitelerinin sınırlandırılması ile değil, aynı zamanda mevcut işletmelerin faaliyetlerinin denetlenmesiyle de sağlanabilir. Bu nedenle, ilgili tüm tarafların acil önlemler alması gerekmektedir.


