Televizyon gazetecisi Tanış, belgesel bir film için Köln’den günübirlik olarak ziyarette bulunmuştu. Uzun yıllardır tanıştığımız için sohbetimiz oldukça samimiydi. Dönüş trenine gitmeden önce, istasyonun karşısındaki otelin lobisinde çaylarımızı yudumlayarak günün ilginç görüşmelerinden bahsediyordu.
O sırada otelin önünde bir otobüs durdu ve kapılar açıldı. İçeriden Japon turistler indi. Rehberleri, elindeki belgeleri hızlıca resepsiyona doğru yöneldi. Kısa bir konuşmanın ardından, lobide bekleyen gruba doğru gitti. Aniden sesini yükseltip hızla bir şeyler anlatmaya başladı. Dikkatli bir biçimde onu dinleyen turistler, sorular sormak bir yana sessizce ve eğilerek rehberlerini izliyorlardı.
Hazır bir pozisyonda bekliyorlardı.
Rehberin anlattıkları sona erdiğinde, saygı gösterircesine kendilerini öne eğerek selam verdiler. Japon turistler de aynı şekilde, eğilip başlarını önlerine eğerek selamlarını aldılar. Ardından, resepsiyon görevlisinden aldıkları anahtarlarla asansörlere yöneldiler. Asansörlere binmeden önce yine bazı selamlaşmalar gerçekleşti. Vücutları belden yukarı eğilerek, gözleri lobinin mavi halısında kalakalmıştı. Elleri yanlarda duruyor, sanki bekleme modundaydılar. Selamlaşmanın ardından, kapıları açık olan asansörlere yöneldiler.
SELAM VERMEYİ ÖĞRENİYORLAR
Bir Japon, yolda karşılaştığı tanıdığını her koşulda “Japon usulü” selamlamak zorundadır. Ancak, endüstriyelleşen toplum içerisinde bazı nezaket kurallarının göz ardı edilmeye başlandığı dikkati çekiyor. Özellikle büyük kuruluşlarda çalışan gençlerin, günlük yaşamın çeşitli davranışlarından habersiz olduğu düşünülüyor. Bu durum, bazı girişimcilerin “nezaket okulları” kurmasına neden oldu ve bu okullar hızla dolup taşıyor. Zengin ailelerin çocukları ile büyük şirketlerin, “nezaket” öğretilen elemanları bu okulların kapılarını sık sık çalıyor. Burada, konuşma, oturma, el sıkışma ve selam verme gibi davranışların yanı sıra birçok sosyal beceri öğretiliyor.
Japonlar selamlaşırken genellikle Batılılar gibi el sıkışmaz, bunun yerine karşılıklı eğilerek selamlaşır. Bu eğilme, basit bir baş sallamaktan, yaklaşık 45 derecelik bir açıyla derin bir eğilmeye kadar farklılık gösterebilir. Eğilerek selam verme biçimleri de çeşitlidir. Örneğin, aynı konumda olan bir kişiyle karşılaşıldığında 15 derece, bir üst pozisyondaki birine 30 derece, genel müdüre ise 45 derece eğilmektedir. Bu selamlaşma hareketi, bir saygı ve teşekkür ifadesi olarak görülür. Geleneklere uygun şekilde selamlanmayan kişi, karşısındaki kişinin kendisine saygısızlık ettiğini düşünebilir. Selam verme kuralı ise, eğilen kişinin vücudunun eğilme açısı ne kadar derinse, karşısındakine gösterdiği saygının da o kadar değerli olduğu inancına dayanmaktadır. Bu gelenek, 1200 yıl önce Asuka veya Nara döneminde Budizm ile ülkeye yayıldığı kabul edilen bir sanat olarak görülmektedir. Japonca “aisatsu” kelimesi, “selamlaşma” veya “selamlama” anlamına gelir ve bir kişinin diğerine gösterdiği saygıyı ifade eden önemli bir davranıştır.
Japonya’da sokakta yürüyen insanların birbirlerine dokunmaları ise oldukça nadirdir. Sevgililerin el ele ya da sarılarak yürümeleri, hemen hemen hiç göze çarpmaz. Bizim alıştığımız gibi, iki insanın karşılaştıklarında veya ayrıldıklarında sarılıp öpüşmeleri de Japonya’da izleyebileceğiniz bir sahne değildir.


